AHiR ZAMAN YOLCULARI
Ahir ZamaN Yolcusu KalmasıN

DeriN GündeM___Dogruları Söylemekten Kormayın

____________________RESME TIKLAYIN YEM VERiN BiZE____________________

KAYBOLUSLAR VE GEN BULUSU YARI KADIN YARI ERKEKLIK

12:37

GiZEMLi KAYBOLUSLAR

Kenya'daki Rudolf Gölü'nün ortasında "Envitened Adası" bulunuyor. Yerel kabile "Dönüşü Olmayan Ada" diyor. Yerel halk bu adada yaşamıyor. Cünkü inançlarına göre ada, lanetli bir yer.

İngiliz araştırmacı bilim kadını Vivian Fush 1935'te adayı incelemek üzere Kenya'ya gitti. Ekibinden iki kişi Martin Sheflis ve Bill Dayson adaya gittiler. 15 gün sonra hala dönmemiş olan iki araştımacıyı bulmak için adaya hareket eden bir kurtarma ekibi, iki araştırmacıdan tek bir iz bile bulamadan döndü.

Yerel halk, Fush'a bu adada yaşayn insanların da aynen bu şekilde, bir gün aniden ana karaya gelmediklerini, adaya gidenlerin ise tamamen terk edilmiş bir "hayalet köy"le karşılaştıklarını anlattılar. Adanın esrarı ise bugüne kadar çözülemedi.

Amerikan "History of Scientist" dergisinde de 30 Temmuz 1969'da Ontario'nun Picton kasabasında meydana gelen ve halen esrarını koruyan olaya geniş yer verildi. 30 Temmuz 1969'da, 13 yaşında bir çocuğun, güpegündüz, arkadaşlarıyla meydanda top oynarken, arkadaşlarının ve komşularının gözleri önünde yok olduğu anlatılıyor. Çocuk 2 gün sonra meydana yakın bir yerde yeniden ortaya çıktı. Tüm incelemelere rağmen çocuk, bu 2 gün içinde ne olduğunu hiç hatırlayamadı.

Halen esrarını koruyan benzer bir olay ise "Betty ve Barney Hill Olayı". ABD'nin New Hampsire bölgesinde Whitfield kasabasında yaşayan çift, Eylül 1961'de, tatilden evlerine arabalarıyla dönerken, yolda yok oldular. Çift, arabayla bir kasabayı geçer geçmez parlak bir ışık gördüklerini hatırlıyorlar. Ancak yok oldukları yerden 20 kilometre uzakta 2 gün sonra ortaya çıktıklarında, bu 2 gün içinde ne olduğunu, ne yaptıklarını hiç hatırlamıyorlar. Üstelik onların arkalarında seyraden 2 araç, Hill çiftinin araçlarıyla birlikte bir anda yok olduklarını doğruladılar.

Hill çiftini ve yok olduklarını gördüklerini söyleyenleri inceleyen doktorlar, psikiyatri uzmanları ve hatta konuştukları astrofizikçiler bile tamamen sağlıklı olduklarını belgelediler. Ama olay esrarını hala koruyor.

Moskovalı Oksana Volkova'nın hikayesi de günlerce Rus medyasını meşgul etmişti. Bir kış günü akşam saat 18.00 sularında markete gitmek üzere evinden çıkan Oksana'nın, alacakaranlıkta da olsa, sokakta bulunan 10 kadar kişinin gözleri önünde yok olduğu anlatılıyor. Oksana, üç gün sonra kendisini evinden 100 kilometre uzakta bulduğunu söylüyor. Ama oraya nasıl vardığını, üç gün boyunca ne yaptığını bilmiyor. Beyin MR'ı çekildi, testlerden geçirildi, hipnozla konuşturuldu ama başından geçenler aydınlatılamadı.

Başkalarının gözleri önünde yok olan inasanlarla ilgili anlatılanlar, genellikle kuşkuyla karşılanır. Aynen Bermuda Üçgeni hakkında anlatılanlar gibi. Ama "Şeytan Üçgeni" olarak da bilinen "Bermuda Üçgeni"nde yok olan Amerikan savaş uçakları ve gemilerin izine bugün hala rastlanamadı. Bir açıklama da getirilemedi. Uçakların, gemilerin yok oluşunu bazı bilim adamları "oarada bir zaman kırılmasının ya da bir zaman fayının oluştuğu ve o anda orada bulunanların başka boyuta geçtikleri" şekilnde. Ne var ki bu tez da kanıtlanamıyor.

Ancak son zamanlarda Rus ve İsveçli bilim adamlarının ortaklaşa yürüttükleri çalışmaları, "kuantum nakli" alanında ilginç sonuçlar verdi. "Kuantum nakli" ile biyolojik bir obje hakkındaki enformasyonun her mesafeye ani transferinin mümkün olduğunu keşfettiler. Deneyler sırasında fareler kullanıldı. Elde edilen sonuçlar hakkında sadece küçük bilgiler sızdı
AÇIKLAMA ÖNEMLi!!!
Kimsenin aklına garip seyler gelmesin bu olaylar bir takım insanlar tarafından yapılıyor bu insanlar bir takım geceleri takip ederek o gece dogan cocukları buluyorlar ve takkibe alıyorlar 6 yaşına gelene kadar takip eden bu adamlar cocugun ailesine sunu söylüyorlar biz bu cocugu takip ettik bu gece dogdu böyle böyle özellikleri var biz bu cocugu egiticez.aile verirse verir vermezsse bir yolunu bulur gizemli bir kaybolus süsü vererek kacırıyorlar. Diceksinizki bu özellikler ne mistik gücler enerji coklugu his gücü beyin ve düsünce gücü odaklanma ve durugörü yani 3 gözü acık kimse demek bu özellikler dogudtan bu insanlarda var olan bir özelliktir. Bu insanları kullanmadaki istemelerindeki amac nedir:Bu insanları alıyorlar egitiyorlar ve kendi amacları icin kullanıyorlar.özellikle yahudiler ve dünyanın dört bir yanında yahudiler icin calısan onların himayesinde olan kimseler.Konu arsivimde dünyayı yöneten 10 adamı uzun uzun yazdım bu gruplar icin calısılıyor.gizli bilgileri elde etmede devlet baskanların niyetlerindeki beyinlerindeki düsünceleri niyetleri calmada anlamada kullanıyorlar.Yetistiriyorlar her alanda yetenegi istegi neyse o yöne ceviriyorular ve ekonomistse ekonomik düzen ve kapitalizm sermayesindeki adamlara brifing veriyor fikir veriyor akıl vererek yön verip danısmanlık yaparak sorunları en kısa ve en zararsız halde atlatabilmelerini saglıyor. Gercek anlamda bir takım oyunu fen dalına yetenegi olanlar genetik moleküler genetik üzerine calısıyorlar genlerle oynuyorlar çünki bununda bir amacı var tüm dünyayı degistirmek istiyorlar cinsiyetlerini dinlerini beyinlerini robot gibi insanlar olsun istiyorlar. iletisim yetenegi olanları proje ve tez gelistirterek dünya medyasını ellerinde tutmayı saglıyor ve haberler ve insanların düsünceleri o yöne cevrilerek istenilen amac yerine oturmus oluyor böylece insanlar onların istedikleri seyleri düsünüyorlar ve durumun aslından habersiz gündelik hayatı yasıyorlar.Acıları,,, olması gerekiyordu diyerek durum bu yapacak birsey yok diyerek kendilerini bir bakıma avutuyorlar. Uzaylıların varlıgından söz ediyorlar bunun var oldugunu hatta 7 alemde yasayan varlıkların oldugunu zaten biliyoruz hep bu gezegende yalnız olmadıgımızı vurgulayan bir kesim var zaten 7 alemden ve bu alemlerin icinde yasayan varlıklardan kuran-ı kerimimiz söz ediyor ve söylüyor. Peygamber efendimiz (s.a.v) allah'a dua ediyor ve bu alemleri görmek istedigini söylüyor yüce yaratan efendimizi arşa aleme yükselterek bu alemleri gezdirtiyor.Bir aleme geliyor kücücük yaratıklar peygamber efendimiz konusuyor onlarla onlar anlamıyor fakat efendimiz onları anlıyor.Diger aleme geciyor.Orda ise insan boyunun 3 misli büyüklügünde varlıklar peygamber efendimiz o onları anlamıyor onlar peygamber efendimizi anlıyorlar yani tam zıttı diger gezegenle diger alemler ise ruhani boyutların ve vazifeli varlıkların mekanları ve birde herkesin bildigi üzere cinler alemide zaten mevcut olan bir alem.
irfan özgüzel
VCTD
GELiN SiMDiDE DiGER OYUNLARA BAKALIM iNSANLARIN ÜZERINDE DAHA BIRCOK OYUN DÖNDÜRÜYORLAR
YARI iNSAN YARI HAYVAN
İngiltere işte bu tartışmayla sarsılıyor. "Yarı insan, yarı hayvan, hibrid embriyolar"ın geliştirilmesi için düğmeye basıldı. Gerekli iznin çıkması için tasarı parlamentoya geldi. Parlamenterler oy kullanacak. Hekes vicdanıyla baş başa. Bazıları o kadar karşı ki istifayı bile göze alabileceklerini söylüyor. Ama bilim adamları, bu "yarı insan yarı hayvan embiyoların" hücrelerini kullanarak birçok hastalığa çare bulabileceklerini savunup, tasarının geçmesi için bastırıyor.

İngiltere'de 200'ü aşkın tıbbi kuruluş ve yardım derneği, parlamentonun her bir üyesine gönderdikleri mektuplarla, hükümetin insan ve hayvan DNA'sı kullanarak hibrid embriyo oluşturma planlarını desteklemelerini istedi.

"Ahlaka ve insana saygısızlık"

Yasa tasarısı, bir dizi kilise liderinin sert eleştirilerini getirmiş, bazıları bu girişimi ahlaka ve insan yaşamına saygısızlık olarak değerlendirmişti. Yardım dernekleri ve tıp kuruluşları, embriyoların sadece tıbbi araştırmalarda hücre üretmek amacıyla kullanılacağını savunuyor.

Önümüzdeki aylarda İngiltere parlamentosunda görüşülecek olan tasarı, hayvan yumurtalarına insan genleri karıştırılmak suretiyle hibrid embriyolar yaratılmasına izin verecek.

Alzheimer ve Parkinson tedavisi için önemli

Tasarı, Parkinson ya da Alzheimer gibi henüz çaresi bulunamamış hastalıklardan muzdarip kişiler ve bilim adamlarının büyük desteğini görüyor. BBC muhabiri Jasmin Souesi'nin aktardığına göre, mevcut tartışma, parlamento üyelerinin, 'kendi vicdanlarına ya da partilerinin talimatlarına göre oy kullanma hakkına sahip olup olamayacakları' etrafında dönüyor.

Parlamenterler vicdanlarına göre oy kullanacak

Geçmişte İngiliz politikacılara, bazen 'vicdani meseleler' diye tabir edilen konularda özgürce oy kullanma hakkı verilirdi. İşte kilise liderleri, kök hücre meselesinde de benzer bir tutum izlenmesini umuyorlar. Özellikle Katolik Kilisesi üyeleri, insan yaşamının kutsallığına saldırdığı gerekçesiyle bu tasarıya karşı çıkıyorlar.

Ama Anglikan kilisesi liderleri de geri kalmıyor, York Başpiskoposu John Sentamu, dinin gözardı edilemeyeceğini, çünkü İngiltere'nin Hristiyan prensiplerine dayanarak kurulduğunun altını çiziyor.

Parlamento'da oylanacak

İngiltere'de önde gelen ve halkın yakından tanıdığı bir isim olan, üreme uzmanı Robert Winston, kilisenin halkı, araştırmalar konusunda yanlış yönlendirdiğini savundu. Anlaşıldığı kadarıyla, en az üç bakanın önerilen yasa tasarısı konusunda çekinceleri var. Ama hükümetin önerdiği bir tasarıya karşı oy kullanmaları da mevkilerini kaybetmeleriyle sonuçlanabilir. Parlamentoda ilk kez Şubat ayında görüşülen tasarının bir daha ne zaman tartışılacağı bilinmese de hükümetin gündeminde büyük yer teşkil eden bir yasa taslağı olduğu muhakkak.

Dünyayı yöneten 10 adam 12 yahudi aile haberimde verdigim bilgilerde oldugu gibi bu grup bir takım insanları kullanarak özel arastırma ekipleri kurarak dünyanın en stratejik en önemli sahalarını ele gecirmis durumdalar.Bunlar finans sektörü (bankalar,borsa,ticaret ithalat ihraacat,vs),tıp sahasının tümü(bir takım hasatalıklarda bunların isidir örnek olarak aidsikus gribi,es cinsellik,homo seksüellik ki kendileride buna egilimlidirler),din isleri dünyanın tüm dinlerini sabote etmislerdir tüm tarikatlar ve meshepler istisnaları haric olmak üzere bunlardan sorulur (naksibendi tarikatı süleymancılar nurcular avenjelistler ermeni hristiyanlar haclı konseyi vs,herkesin bildigi üzere soguk savas bitti sıcak çatışmalar ve savaslar günümüzde artık sıkca duyular haberler arasında hedefleri 22 islam devletini vurmak yok etmek ve müslümanların kabe kadar önemli olan mescidi aksamızı yıkıp yerine süleymanın mabedini insaa etmek ve tahtını kurup mesihi beklemek fakat bunların mesihi farklı hristiyanlarla aynı mesihi beklediklerini söylüyorlar fakat öyle degil yalan onlar hz davut'u bekliyorlar.hristiyanlarda hz isa tekrar gelecek gelmesi icin sartlar var yani bozgunculuk terör ve islam ülkelerinin yok olması ama buda bir yalan çünki kuranda bildirildigine göre mehdi gelecek önce ahir zamanda mehdi peygamber efendimizin ehli beytidir. Hz Ali ve 12 imamın en sonuncusudur hz mehdi.HzMehdinin gelisiyle bolluk gelecek müslümanlar arasındaki meshep ayrılıgı bitecek son bulacak bolluk ve berekete kavusacak topraklarımız.Bir yandan bu dünyayı yöneten siyonizmciler yani seytana tapanlar ki bunu ortadan kaybolan aniden yokolan topluluk mayalarda anlattık konu arsivimden bulabilirsiniz orda seytan ayinleri ve kan hasatları vardır.Yılın belli tarihlerinde ayin yaparak kral seytanı cagırır ve konusur seytan kan ister ve kan hasadı denilen hasat baslar ve masum binlerce insan yok yere heba olur ölür dikkat ederseniz bir takım catısmalar belli zamanlarda meydana gelir bir tasla hem 3 kus vururlar hemde seytanın emrini yerine getirirler. seytani ayinler yapan bu grup yurt dısındakiler degil tüm dünyada örgütlenmis mevzilenmislerdir ve gizlidirler.Türkiyedekiler ise sabetaistler ve masonlardır. masonları ve gizli tarihlerinide konu arsivimden okuyup ögrenebilirsiniz.
irfan özgüzel VCTD
AÇIK iSTiHBARAT

İsrail tarih boyunca dünya sahnesine sembolik birer proje olarak bazı şahsiyetler çıkardı. Bunlardan biri 2007 versiyonu olan Fransa cumhunbaşkanı Sarkozy'dir. Tıpkı Hitler'in ayrı bir versiyonu gibi. Fakat amacı Hitler'inkinden farklı.

Planı, Avrupa Birliği'ni Yahudileştirmek ve yönetmek. Burada 1O Temmuz 2007 Salı tarihli Millî Gazete'sinden "Avraam Burg İsrail'in ölümü ve Süt Kovası" başlıklı yazıdan kısa bir alıntı sunmak istiyorum:

Haberşöyle: "İsrail'de yayınlanan bir gazeteye açıklama yapmış. Biz Türkiye Yahudilerinin yayın organı Şalom'dan aldık. Açıklamasında çok önemli ayrıntılar var. Birincisi, Avrupa Birliği'ne ilişkin. Bakın Ünlü Yahudi siyasetçi Avraam Burg ne diyor: "Avrupa Birliği Tevrat Kaynaklı bir ütopyadır. Birliğin ne kadar zaman sonra sağlanabileceğini bilmiyorum ama tümüyle Yahudi temellere dayandığı kesin"

Hukukta bir tabir vardı; "En kuvvetli şahitlik, Hasmın şahitliğidir"

Bu şahitliğin üzerine başka ayrıntılarda ekleyebiliriz. Avrupa Birliği'nin 12 yıldızlı bayrağını Paul Levi adındaki Musevi asıllı bir Belçikalı'ya ait olması, 12 Yıldız'ın da İsrail'in dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmış İsrail'in 12 Kabilesini simgelemesi gibi...

Avrupa Birliği Hristiyan-Yahudi işbirliğinin en büyük örneklerinden biridir. Ortak düşmanları ise İslam Dünyasıdır. Hasmın şahadeti ortadadır.

"İsrail öldü!" diyor Burg. "Henüz haberi bize ulaşmadı ama ne yazık ki öldü..."

İsrail'in artık bir Yahudi ülkesi olmadığını söylüyor ve İsraillilere kendisinin yaptığı gibi ikinci bir ülkenin vatandaşlığını almalarını öğütlüyor. Kendisi de Fransız vatandaşlığı almış."

Bu haber çok şey anlatıyor. Bu projenin baş kahramanı dünya sahnesine çıkarılmış 2007 model Sarkozy. Aynen daha önce çıkarılmış diğer figüranlar gibi.

Mesela: Che Guevara. Desek ki bu şahıs İsrail kasabı Ariel Şaron'un akrabasıdır ve Şaron da Che Guevara'nın dayısının oğlu. Che'nin annesi Rus asıllı Yahudi Celia de la Serna Arjantin'e göç eder ve ismini değiştirir. ( Theodor Herzl'e bir Yahudi devleti'nin nerede kurulacağı sorusuna karşılık Herzl, iki öneride bulunur: Filistin yada Arjantin.) Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te mühendis Ernosto Guevara Lynch ile evlenir. Bu evliliktenChe doğar. Che'nin annesi 1965 tarihinde ölürken bu aile sırrını Che'ye verir belgelerle.

Che'nin dayısı Samuil Filistin'de hayatını sürdürmüş. Ayrıca Che'nin annesi Şaron'la birlikte yaşamıştır. Che 1960'lı yıllarda İsrail'e sık sık gizlice isim değiştirerek giriyor. Ariel Şaron kontrolünde buradaki dinî Yahudi okullarında eğitim alıyor. Sonrası malum: "Dünya sahnesi"ne çıkarılıyor. Tıpkı daha önce çıkarılan onlarca figüran gibi.

ÜFÜRMELER VE MASALLAR

Son yıllarda gündemin modası haline gelen küresel ısınma, kuraklık ve kıyamet senaryoları gibi meselelerin aslı tam olarak anlatıldığı gibi değil. Yüzyılın büyük planlarından birisinin kod adı : " İZRYEHOSA=2014 "( İsrailoğulları Yahova Beklenen Kralı. Krallığın beklenen tarihide 2014) olan büyük senaryonun bir parçasıdır. Hareket planı tüm dünya insanlarının zihninde kuraklığa bağlı küresel bir felaketin senaryosunu yerleştirmektir. Korku psikolojisi ile bu operasyona beş yüz milyar dolar kadar (bilinen) finans sağlanmıştır. Dünya çapında kampanyalar düzenlenerek, yazılı ve görsel medya kullanılarak insanlığa bu bilinç aşılanmaktadır.

Dev kampanyalar (özellikle ikinci, üçüncü dünya ülkeleri ve tabi ülkemizde) düzenlenip küresel felaket haberleri günlerce medya yolu ile halka sunulmuştur. Bu kampanyalar için çeşitli kaynaklar bazı medya ve tv kuruluşlarına destek vermiştir. Bu konuda bazı kurumlar aracı olmuştur. Görünüşte her şey legaldir.

Bu işlerin dünya çapındaki oyuncuları, bilim adamları, gazeteciler, kurum ve kuruluşlar sempozyumlar ve etkinlikler düzenleyerek destek olmuşlardır. Gerçek amaç Büyük Ortadoğu Projesinin temel sebebi olan Büyük İsrail Projesi ile bizzat alakalıdır. Bu korku havası ile İsrail, emelini gerçekleştirmek istediği topraklardaki insanları kendi istekleriyle ya da metazori olarak göç ettirmek istemektedir. Değerli madenler ve su yatakları bu projenin bir parçasıdır. Yanlış politikalar yüzünden yurdumuzda da tarım toprakları, su yatakları ve göller hızla kurutulmaktadır. Dikkatinizi çekerim kurumamakta; KURUTULMAKTADIR.

Birçok resmi belgede şu ibareler yer almaktadır: "Kuruyan göllerin sularının çekilme nedeni yanlış tarım ve sulama politikalarıdır." Yağmurun yağmaması ve kuraklık belli aralıklarla belli senelerde görülmektedir. Ana sebep bu değildir. Bu tetikleyici bir sebeptir sadece. Mesela yağan yağmuru tutacak yeterli baraj yapılmamaktadır. Daha birçok örnek verilebilir. Bizim anlatmak istediğimiz küresel felaket senaryosunun aslında bir İsrail projesi olmasıdır. Tohumlarımızın nesli bilinçli şekilde tüketilmiştir.

Genetik tarım adı altında İsrail'den tohum alınmaktadır. Genleri ile oynanmış bu tohumların Türk insanının genetik yapısına uygun hastalık hormonları taşıdığı ehlince araştırılsa ortaya çıkacaktır. Karakıta Afrika'daki 12 ülkede, elmas madenleri yüzünden aynı şer güçler AİDS mikrobunu yaymışlardır. Ve tıpkı küresel felaket senaryo yalanı gibi AİDS hastalığı da büyük kampanyalar sonucu insanlığın zihnine enjekte edilmiştir.

Her ülkenin kültür ve inanç yapısına göre AİDS hastalığının bir homoseksüel hastalık olduğu beyinlere kazınmıştır. Oysa istatistikler bunu yalanlamaktadır. Çıktığı günden bugüne kadar AİDS'ten ölen insanların % 82,7'si kadındır. Araştırmak isteyenler intenette AİDS ile alakalı istatistiklere girebilir. Çarpıcı bir başka durum ise bu hastalığın Afrika'nın sadece 12 ülkesinde 35 milyon kişiyi öldürmesidir. 12 ülkenin özelliği bu ülkelerin hepsinde değerli elmas madenlerinin bulunmasıdır. Madenleri işletenlerin %100'ü Yahudiler ve batılı beyazlardır. Bir başka çarpıcı gerçekte 12 ülkede 35 milyon insanı öldüren AİDS mikrobu sadece siyahları öldürmektedir ve bu ülkelerdeki beyaz efendilere bu hastalık bulaşmamaktadır. Nedeni AİDS mikrobunun sadece siyahları öldürecek şekilde genlerine uygun olarak üretilmesidir. (Tohumlara dikkat) Bunları da istatistiklerde bulabilirsiniz. Peki ne olmuştur?

Bu AİDS hastalığı dünyaya lanse edildikten sonra Afrika'daki zenciler iğfal edilmiş, aç bırakılmış ve milyonlarca insan soykırıma uğramıştır. Çıkartılmak istenen sonuç: "Bütün bunların sorumlusu AİDS hastalarıdır(!)"

Çünkü o topraklar siyonizmin ve batılı güçlerin rüyalarını ve kurdukları haremlerdeki kadınların boyunlarını süslemektedir. Gelelim küresel felaket çığırtkanlıklarına. Burada yapılmak istenen yukarıdakilerle aşağı yukarı aynıdır: İnsanlar göç ettirilecek ve bu insanlar kuraklığa bağlı kolera, tifo veya adı sanı duyulmamış hastalıklar yayılarak telef edilecek(!) ve bu topraklar boşaltılıp İsraillilerin yerleşmesine zemin hazırlanacak. Dilerseniz bir beyin fırtınası yapalım: Topraklarımızda bu tip olaylar olsa, devletten de kanun çıksa ve buralar terk edilecek dense ne olur? Ankara'da suların kesilmesinde kuraklığa bağlı yağmurun yağmayışı sebep gösterilerek medyaya bir sürü bilgi yansıdı. Ankara belediye başkanı Ankaralı hemşerilerine Ankara dışına tatile çıkmalarını önerdi. Bu tamamen iyi niyetli bir öneri olmasına rağmen demek ki zaruri hallerde böyle öneriler resmi olmasada şifahen mümkün olabiliyor. Bu örneği vermemizin sebebi Allah korusun çok ciddi bir kuraklıkta devletin politikasının ne olacağı hakkındaki merakımızdır.

Küresel felakete ve kıyamete dini açıdan bir bakış

Hiçbir insanın ya da toplumun gücü kıyameti koparmaya yetmez, kıyametin sahibi Allah'tır. Rahman suresinde insan, yaratılışın dengesini bozmaması yönünde uyarılır. Bazı ayetler insanın bozduğu denge yüzünden cezasını çekeceğini söyler ama insanoğlu kıyameti asla koparamaz.

Tabiri caizse Allah dünyayı bir ev gibi yaratmış, evi yerli yerince dayamış döşemiş ve anahtarlarını insana vermiştir. Bu insan evin içindeki her şeyi bozabilir, iradesiyle evi çöp eve çevirebilir lakin evi yıkamaz buna gücü yoktur. Çünkü evin yani mülkün sahibi Allah'tır. Bir örnek daha: "Kıyametin vaktini yalnızca Allah bilir." (Lokman süresi 30. ayet ) Bu ayete göre beşer kıyameti yapma gücüne sahipse yapacağı vaktide biliyor demektir ki bu yüce İslam inancına, yüce kitabımız Kuran'a terstir. İstedikleri kadar nükleer bomba patlatsınlar, istedikleri kadar daha bilmediğimiz operasyonlar yapsınlar İsrafil Aleyhisselam sûra Bush'un, İsrail'in veya bir başka şer gücün bombasının sesiyle üfleyecek değildir.

O yüce Allah'tan aldığı emir ile sûra üfler. Anlatmak istediğimiz dünya küresel şeytanların üflemelerine gelmeyecektir. Küresel felaketin bu anlattığım çerçevede tekrar düşünülüp araştırılmasını istirham ediyorum.

"İZRYEHOSA=2014" kodu ile kodlanan, İsrail'in Yahovasının beklenen krallığını daha çok bekletelim. Türkiye bu tür anlaşmalara imza atmaz. Sevgilerimle

Read On 1 yorum

TÜRKIYE GIZLI AYiNLERIN MERKEZI OLDU

12:32
Türkiye'deki localarda olağanüstü hareketlilik var. Türk ve Yunan Masonlar, Tapınak Şövalyeleri'nin Rodos adasındaki tarihi mabedinde ilk kez biraraya gelerek ayin yaptı. ÖNCE MASONLUGUN AMACINI SEYTANA TAPMA AYiNLERİNİ ÖGRENELİM

Türkiye'deki Bodrum Locası'ndan 21 kişinin katıldığı ayini 'Yunanistan Büyük Üstadı' yönetti.

Rodos adasındaki Tapınak Şövalyeleri'nin 'Büyük Mabedi'ni restore ederek yeniden ibadete açan Yunanistan Büyük Mason Locası, açılışı tarihi bir ayinle gerçekleştirdi. Türkiye Büyük Mason Locası'na bağlı Bodrum Locası Üstad-ı Muhteremi Ataman Tomruk'un da aralarında bulunduğu 21 mason, Rodos adasında giderek açılış ayinine katıldı. Tapınak Şövalyeleri'nden kalma 'Büyük Mabet'te hiç biraraya gelmeyen Türk ve Yunan Masonlar ilk kez aynı çatı altında ayin yaptı.

MÜZEYİ TEKRAR TAPINAK YAPTILAR

2006 yılında Yunanistan Kültür Bakanlığı, Rodos adasında Tapınak Şövalyelerinden kalma bazı binaları, restorasyon çalışmaları karşılığında Kleoveolos Locası'na tahsis etti. Yunanistan Büyük Mason Locası'nın da izniyle bu binalarda Türk masonlarla ortak ayinler düzenleme kararı alındı.

TÜRKLERE ÖZEL DAVET

Yunan Büyük Locası'nın katkılarıyla, tarihi eser statüsündeki çok sayıda eser ve Tapınak Şövalyeleri'nin ibadetleri için kullandığı 'Büyük Mabed' Kleoveolos Locası tarafından restore edildi. Müze olarak kullanılan 'Büyük Mabed' restore edilirken tekrar ibadet edilecek şekilde tasarlandı. Bina ve mabetler kullanıma hazır hale gelince ilk ayin için Kleoveolos Locası 2007'nin başlarında Türkiye'deki Bodrum Locası'nı adaya davet etti. Türkiye Büyük Mason Locası'na bağlı Bodrum Locası Üstad-ı Muhteremi Ataman Tomruk'un başkanlığındaki 21 mason, turistik bir feribotla 22 Nisan günü Rodos'a hareket ettiler.

GİZLİ AYİN 22 NİSAN GECESİ

22 Nisan'ı 23 Nisan'a bağlayan gece de Rodos adasındaki Tapınak Şövalyeleri'nden kalma, kısa süre öncesine kadar "müze" olan tarihi 'Büyük Mabet'te ortak ayin yapıldı. Böylece uluslararası masonik organizasyonlarda biraraya gelmeyen İngiliz 'ritin'ine (üst organizasyon) bağlı Türk masonlar ile İskoç 'ritin'ine bağlı Yunan masonları ilk kez ortak bir ayinde aynı çatı altında buluştu.

DERGİDE 'TURİSTİK GEZİ DEĞİLDİ' İTİRAFI

Mahalli basında o tarihlerde bu ziyaretten bahsedilmiş, ancak loca yöneticileri, gezinin sadece turistik amaçlı olduğunu ve masonik bir etkinlik yapılmadığını ileri sürmüşlerdi. Ancak Masonların yayın organı olan Tesviye dergisi son sayısında, 22-23 Nisan tarihleri arasında Rodos'a yapılan ziyaretle ilgili tartışmalara açıklık getirdi. Özden Vardar tarafından kalema alınan yazıda, gezinin turistik amaçlı olmadığı ilk kez açıklandı. Yazıda tarihi ayin detaylarıyla anlatılırken, gezinin masonlar açısından önemine de değnildi.

'Mabede önce çıraklar girdi sonra ustalar'

Masonların yayın organı olan Tesviye dergisinin son sayısında Özden Vardar tarihi gezi ve ayini şöyle anlattı: "Rodos'lu Kardeşlerin davetlisi olarak Rodos'a gidildi. Atina'dan Rodos'a gelen Yunanistan Büyük Locası Büyük Üstadı ve Büyük Üstat Kaymakamı ile tanışıldı. Daha sonra birlikte Mabede gidildi. Mabet, eski Rodos Şovalyeleri'nden kalma, eski bir taş binadaydı. Toplantı başlarken Mabede, önce çıraklar sonra kalfalar ve üstatlarla görevliler sırayla alındılar. En sonunda da Yunanistan Büyük Loca'sı Büyük Üstadı ve Büyük Üstat Kaymakamı alındılar. Eski ve Kabul Edilmiş Skoç ritinde çalışan Rodos Locasında çırak derecesinde, bizimkinden çok farklı bir tekris töreni ilgiyle izlendi. Tören sona erdiğinde Büyük Üstat bir konuşma yaptı. Büyük Üstat, 'Türkiye'den gelen Kardeşlerin ziyaretlerinden büyük mutluluk duyduğunu' belirttikten sonra, 'bu önemli gecede bulunmak için Büyük Üstat Kaymakamı ile Atina'dan geldiklerini' söyledi. 'Türk ve Yunan Localarının karşılıklı olarak çalışma yapmalarının en büyük hayali olduğunu' söyleyen Büyük Üstat, Bodrum Locasının ziyaretinin, bu büyük hayalinin gerçekleşmesine yardımcı olmasını diledi.” Yazıda ayrıca, Bodrum Locası'nın Rodos ziyaretlerinin süreceği belirtilirken, Kleoveolos Locası'nın da Bodrum'a davet edildiğinin altı çizildi.

Komşu biraderler hiç buluşmadı

Türkiye ile Yunanistan arasında zaman zaman yaşanan krizler nedeniyle her iki ülkenin mason teşkilatları bugüne kadar ortak projelere imza atamadılar. Hatta Türkiye ile Yunanistan masonları, devletleri nezdinde zor durumda kalmamak için farklı ritinlere (İskoç ve İngiliz-Amerikan) bağlı biçimde örgütlenerek, uluslararası masonik etkinliklerde biraraya gelme "riskinden" de kurtulmuş oldular. Ancak bu durum, geçtiğimiz yıl Yunanistan Büyük Locası'nın yaptığı girişimlerle Tapınak Şovalyeleri'nden kalma tarihi bir mabette yapılan ayinle tersine döndü.

urtlar vadisi gerçeğin ta kendisidir hatırlarsanız baronu bir kilise yada eski bir mabette önce sorguladılar sonra sırtından vurup öldürdüler. ve cesedi bir dönem fatihin istanbulu alıp esirleri çıkarttığı ama o sıralarda rastladığı keşişe remil attırdığı yere attılar cesedini.rolde olsa gerçeğin ta kendisi.
AYİNDEN GÖRÜNTÜLER '' iste kurtlar vadisi dizisinin gercegi yansıtısı'' Türkiye 'Gizli Ayinler' merkezi oldu izli ve ayin kelimeleri nedense insanları hem merak ettirmiş biraz da ürkütmüştür. Nede olsa gizli, bilinmeyen ve ürkütücü… Bu gizli toplantılarda neler yapar ne kararlar alırlar hiç bilmeyiz. ÖNCE OKUMADAN SUNU DA IZLEMENIZI ISTERIM ÜNLÜ IS ADAMI ÜZEIR GARIH BÖYLE ÖLDÜRÜLDÜ MEZARLIGA YAKIN BI YERDE BIR TINERCININ SALDIRISIYLA DEGIL MEDYA BU HABERI SENARYOLASTIRDI ASLINI SÖYLEMEDI YAZILARIDA DIZILERDEN ETKILENEREK YAZMADIGIMI BELIRTIRIM...DIZIDEKI GÖRÜNTÜLER BU ISIN GERCEGININ GÖRSEL CANLANDIRILMASI

Son günlerde ülkemiz yabancıların gizli toplanma ve toplantı merkezi olduğunu biliyor musunuz ? Bu gizli ayinler konusu bakın nerden geldi gündemime...

Hatırlarsınız Rahşan Ecevit’in Cumhuriyet değerleri gidiyor diye başlattığı ittifak çalışmalarına bir kesim destek verirken bir kesim bir hayal olarak gördü.

Rahşan hanım şu şıralarda hala kapı kapı dolaşmaya ve ittifak için destek aramaya devam ediyor.

Rahşan hanımın Türkiye parsel parsel satılıyor tezlerine ise medya mensupları komplo ve Rahşan hanımın yaşlılığına verse de bu tespitlerde ilginç gerçekler ortaya çıktığına inanıyorum. Benim söyleyeceğim sözler bilinenlerin aksine haber aralarında gördüğüm bilgiler üzerine olacak.

Bilmem farkında mısınız ? Bu yıl içinde kaç tane başta İstanbul olmak üzere kaç yerde gizli ayin ve toplantılar yapıldı hiç haberiniz oldu mu ? Benimde haberim olmadı ama birtakım kişilerin bu toplantı ve törenleri izleyip belli yerleri uyardığını biliyoruz.

Çünkü bu tür toplantılar bazı basın organlarında manşetlere çıkıyor. Ama gerisi gelmiyor. Sadece amaç ‘biz sizin ne yaptığınızı biliyoruz’ mesajı olarak algılanan haberler.

Ama bu toplantıları yapan zevatı çok fazla etkilemiyor ki bu haberler yine bir takım yerlerde toplantılar yapmaya devam ediyorlar.

Bu toplantıların büyük bir çoğunda mistik yerler diye tabir ettiğimiz bölge ve yerlerde oluyor. Şimdi kimilerine göre uçuk kimilerine göre de komplo olacak bu toplantılarda Dünya politikasını ve bölgeyi kapsayan kararlar alınıyor desem kim inanır acaba. Siz bunlara komplo olarak bakmaya devam edin…

Ve gülün derim Ama bunların komplo değil de gerçek olduğunu söylersem İnanmak veya inanmamak size kalmış 11 eylül kararları İstanbul Yerebatan sarayında bulunan medusa başında yapılan toplantıda alındı.

Yani seytanın önünde.Nasılmı söyle ibranice dualar ederek seytan cagırılır 33.dereceden üstad mason ayinin basını ceker ve ve ayin bittikten sonra seytanla olan görüsmede bitmistir.
Bu resmen sacmalık dienlere duyrulur seytan bir masal kahramanı degil yasayan bir olgudur ve insanlıgın en büyük düsmanıdır.Özellikle müslümanların.kendisine tapanlarla is birligi yapar bu vardır bir takım gizli ilimler vardır o ilimlerde sifre dualar bu duaları okudugunuzda bir takım mistik olgularıda harekete gecirirsiniz.Görüsmekse görüsmek baska seyse baska sey....
Artık izin vermeyelim bir takım insanların bizleri ahmak gibi görmesine insan zihi suanda müsait degil bir takım seylerin vakti zamanı var deyip oyalanıyoruz habire.

Ben herkesin zihinlerinin kaldırbilecegine inanıyorum tabiki 3,5 kisi sacmalayıp ahmakca seyler yapcaktır ama bir toplumun cahil kalamasına göz yummak daha büyük haksızlık olcaktır.

Ve bu toplantıya katılmak için başta ABD olmak üzere dünyadaki güç dengesinde söz sahibi olan sadece birkaç kişi geldi. Bu toplantıda bir takım kararlar alındı.

Kafalarına göre bir Müslüman tipi çizildi. Müslüman eşittir terörist imajı çizildi desem kim inanır… Zahir alanda gördüğümü her olayın bir de mana’da bir yansıması olduğunu unutmayalım

Tabii bunun karşıtı olan ve hilaliler(yani bizim müslüman taraf hilali) diye adlandırılan bir takım mübareklerde başka yerlerde toplantılar yaptıklarını ve o kararlar doğrultusunda çalışmalar yaptıklarını da burada hatırlatmakta fayda var. Yani Dünya sadece birilerine bırakılmış değil ve boş ta değil. Her şey olması gerektiği gibi gidiyor.

Rahşan Ecevit Hanımın Güneydoğu ile ilgili sözlerinizde okumuşsunuzdur. Özetle GAP’ın İsrail tarafından parsel parsel alındığını ve kendilerine göre mübarek saydıkları Urfa’da birtakım çalışmalar yaptıklarını söyleyince bende nedir bu olaylar deyip araştırınca bakın neler buldum. ***
Gecmiste cok enteresan
bir olay yasanmıs
Urfa'da
Museviler Urfa’yı kutsal kentleri arasında sayıyorlar. Özelliklede Hz Musa’nın Kasr el-Banat’ta ve Urfa’ya seksen kilometre uzaklıkta bulunan Tektek Dağlarında peygamberlik dönemlerinde çobanlık yaptığına inanıyorlar.

Bu inanıştan dolayı her yıl eylül ayında dikkat çekmeyen küçük Musevi grup ve hahamları turistik ziyaret adı altında ‘Ros Aşana’ günü için Harrandaki Yakup’un kuyusuna gelip ayin yapıyorlar.


Bu sessiz sedasız yapılan ayin haberlerinden bölgedeki kişilerin haberleri olmuyor. Bölge halkının haberi yok ama demek birileri bunları izliyor.Bu gizliliğin kökeninde ise Musevilerin hafızalarında bölgede olan bir katliamın etkisi var şüphesiz.


1947 yılında aralarında çocuklarında olduğu 7 kişilik Yahudi Sokraya ailesi Urfanın kendirci mahallesinde kimliği belirsiz kişilerce katlediliyor. O günden bu yana da bölgede ayinler gizli yapılmaya başlanıyor.


Urfa Yahudilerinin 1144’ten bu yana 300 bin kişilik nüfuzları bölgeden azalıyor.Önceki yıllar dada İsrail cumhurbaşkanı Ezher Weizmann’da kendilerine göre kutsal saydığı urfayı ziyaret etmek istemiz fakat protestolar üzerine sadece GAP’ı ziyaret etmekle yetinmişti

Bu ziyaretlerin ardından yine geçen aylarda İstanbul fener patrikliğini ziyaret eden iki kişininde ziyaretlerine dikkat çekmek istiyorum. Birinci Ermeni Genel Patriği Karekin II,ile Yunan kilisesi temsilcisi ayrı ayrı gelip ziyaret etmişlerdi.

Bu ziyaretlerde de Fener’den birçok yere uzandığı iddia edilen yer altı yollarında bir takım toplantılar mı yapıldı acaba. Bu konuda hürriyet gazetesi yazarı Murat Bardakçı’nın hürriyet’teki yazısını okumanızı tavsiye erdim.

Fener patriğin in’de sık sık İzmit ve Nevşehir ,Ürgüp yer altı şehirlerinde ne işi var diye de aslında çok merak ediyorum. Eminim Patrik efendi. Bölge turizmi canlansın diye gidip oralarda ayin yapmıyor…


Söz gizli toplantılardan açılmışken gizli örgütler konusundaki kitaplarıyla dikkat çeken emekli deniz binbaşı Erol bilbilik de bu konuda dediklerini makalemize almak isterim.

Bilbilik şunları söylüyor: "Gerek CFR olsun gerek trilateral komisyon olsun gerekse de bilderberg grubu olsun esas itibarıyla gizli örgüttürler. Mesela bütün dünyada ve Amerika’da adresleri, kayıtlı telefon numaraları bellidir.

Yeni bir olay olarak son beş yılda isimlerini açıkça yazmaktadırlar. Bunları, hiçbir şekilde bu örgütlerin gizli örgüt olmadığının kanıtı sayamayız.


Çünkü çok gizli toplantılar yapılıyor. Bu gizli toplantılar son derece gizli yerlerde ve çok büyük korumalar altında yapılıyor ve buralarda konuşulanların dışarıya çıkma olasılığı hemen hemen hiç yok.

Üstelik bunları dışarıya çıkarmayı deneyenler hayatlarından olmuşlardır. Bir ispanyol vardır, 2000 yılındaki bilderberg toplantısından sonra ölümlerden ölüm beğenir duruma getirilmiştir, sokakta götürüyorlardı adamı.

Dolayısıyla bunların hepsi gizlidir ve bunların gizliliği de o örgüt açısından zaruridir. Çünkü dünyanın her yerinde savaşı başlatan örgüt budur. Krizleri çıkaran örgüt budur, devletleri çökerten örgüt, budur, ekonomileri batıran örgüt budur, dünyaya her şeyi yapan örgüt budur. bu, bir komplo teorisi değildir.

derin devlet ve gladio konularında uzman eski kurmay yarbay Talat Turhan da aynı kanaati vurgulamakta: "Bazı kaynaklar anılan örgütlerin açık çalışan legal kuruluşlar olduğunu savunuyorlar.

Bu savın doğru olduğunu kabul edersek yanılmış olacağımızı düşünüyorum. evet, örgütlerin üyelerinin isimleri belli, burada açıklık var. Buna karşın örgütlerin yaptıkları toplantılar ve bu toplantılarda alınan kararlar gizli.

Öylesine ki örgüt üyeleri bile bütün kararlardan haberdar edilmiyorlar. Bu bağlamda gizli örgüt tanımlaması gerçeğe uygun düşer

Gördüğünüz üzere bu toplantılar bir vaka. Ve bu toplantılar nedense büyük basın duymazlıktan hep gelir. Son bir bilgi önümüzdeki dönem İstanbul’da çok fazla dünyaca etkinlik olacağını buradan söyleyelim.

Bunların kimi kültür kimi spor kimide politik ve meslek grubu toplantıları olacak. Ve bu toplantılara dünyaca ünlü kişiler İstanbul’u ziyaret edecek.


Bu toplantılara gelip birde şöyle İstanbul’un mistik yerlerinde toplantı yapacak çok zevat olacak şimdiden ilgilileri uyaralım…..
Read On 1 yorum

TÜRK PiRAMiTLERi BULUNDU TARiH YENiDEN YAZILACAK

12:27




Türk piramitleri

Piramitler hakkında kısa bilgi

Piramitler sırlarını halen korumaya devam eden devasa yapılardır. İnsanlarda hayranlık uyandıran, büyük bir gücün sembolleridirler adeta. O kadar büyük ve mükemmel inşa edilmişlerdir ki, insanoğlu bu yapıların o kadar eski bir zamanda insan eliyle bu kadar mükemmel olarak inşa edilemeyeceğini bile düşünmektedir. Bu nedenle de onları, kimileri uzaydan gelen varlıkların yaptıklarını, kimileri de Tanrısal bilgiye sahip, insanlar arasında yaşamış ama Tanrısal özellikleri olan insanlar tarafından yapıldığını iddia etmişlerdir.

İşte Mısır piramitleri hakkında söylenen, ancak ne derecede doğru oldukları konusunda bir kesinlik bulunmayan, gizemlerden bazıları:

- Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği konusunda kesin olmayan farklı varsayımlar bulunmaktadır.

- Piramit, kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler)

- Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

- Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

- Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit'in içine bırakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

- Piramit'in içerisinde süt, birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

- Bitkiler Piramit'in içinde daha hızlı büyürler.

- Piramit'in içine bırakılmış su, 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

- Çöp bidonu içindeki yemek artıkları, hiç koku vermeden Piramit içinde mumyalaşır.

- Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir Piramit'in içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.


- Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur; araştırmacıların çoğu, ya içinde kayboldular ya da aynı yerde birkaç tur attılar, fakat içlerini göremediler.

- Piramitlerin içi yazın soğuk kışın sıcak olur

- Büyük Piramitin açıları, Nil 'in delta yöresini iki eşit parçaya bölerler.

- Gize'deki üç piramit aralarında bir Pisagor üçgeni olacak şekilde düzenlenmişlerdir. Bu üçgenin kenarlarının birbirlerine göre oranı 3:4:5'dir.

- Büyük Piramitin tabanının yüzeyi, anıtın yarısının iki katına bölündüğünde pi=3,14 sayısı elde edilir.

- Büyük Piramitin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü, piramit yüksekliğinin karesine eşittir.

- Büyük Piramit, dünyanın kara kitlesinin merkezinde yer alır.

- Büyük Piramit, dört ana yöne göre düzenlenerek inşa edilmiştir.

- Piramit dev bir güneş saatidir. Ekim ortasıyla Mart başı arasında düşürdüğü gölgeler mevsimleri ve yılın uzunluğunu gösterirler. Piramiti çeviren taş levhaların uzunluğu bir günün gölge uzunluğuna eşittir. Bu gölgelerin taş levhalar üstünde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yılın uzunluğu yanlışsız olarak saptanabiliyordu.

- Büyük Piramit 'le dünyanın merkezi arasındaki uzaklık,Kuzey kutbuyla arasındaki uzaklığa eşittir ve kuzey kutbuyla dünyanın merkezi arasındaki uzaklığa eşittir.

- Piramitin yüksekliğiyle, çevresi arasındaki oran, bir dairenin yarı çapıyla çevresi arasındaki oranın dengidir.Dört kenarlar dünyanın en büyük ve çarpıcı üçgenleridir.

- Gize'den geçen boylam, dünyanın denizleriyle anakaralarını iki eşit parçaya böler. Bu boylam ayrıca, kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup, bütün yer kürenin uzunluğuna ölçümünde doğal sıfır noktasını oluşturur.

- Büyük piramitin tepesi Kuzey kutbunu, çevresi ekvatorun uzunluğunu temsil eder. Ve iki uzunluk aynı mikyasa uygunluk gösterir.

DEVASA TÜRK HEYKELLERIMIZ
Dünya üzerindeki belli başlı piramitler:

Şu ana kadar hiçbir piramidin bütün bilgileri deşifre edilebilmiş değildir.Yapılan araştırmalar her gün yeni bir özelliklerini ortaya çıkarmaktadır. Bu arada, bazı art niyetli kişi yada gruplar ise, piramitlerin muhteşemliğini kendi özel düşüncelerinin ürünü gibi yansıtmaya çalışarak, durdukları yerde rant sağlama peşindedirler.

Bizim inancımıza göre ise, eğer yeryüzünde üst üste konmuş iki taş varsa, bunu mutlaka insanlar yapmıştır. Çünkü insanoğlu Tanrının kendisine verdiği akıl nimetiyle hayal edebildiği her şeyi bir gün gerçekleştirebilmektedir. Konuya bu açıdan baktığımızda, yani; piramitlerin insanlar tarafından yapıldığını kabul ettiğimizde, bu devasa yapıların tarihi sürecini izlemeli, her aşamasını incelemeliyiz. Ancak bunu yaptığımızda gerçekçi sonuçlara ulaşabiliriz. Bunu yapabilmek için de dünya üzerinde yer alan piramitlerin tarih sırasına göre sıralanması, bir piramitler kronolojisi yapılması gerekir. Bunun içinse piramitlerin yapım tarihlerinin bilinmesi gerekir. Buna göre, yeryüzündeki piramitleri şöyle sıralayabiliriz:

-Mısır piramitleri
-Sümer Piramitleri (Zigguratlar)
-Orta Amerika’da yer alan Maya, İnka, Aztek piramitleri
-Orta Asya’da yer alan Türk piramitleri

Hiç kuşkusuz bunların dışında da dünyanın çeşitli yerlerinde küçük ölçekli bazı piramitlere rastlanmaktadır.Ancak, topluca bir bölgede yer alan ve belli bir kültürün ürünü oldukları anlaşılan piramitler yukarıda saydıklarımızdır.

Yukarıda sıraladığımız piramitlerin yapım zamanları hakkındaki ortalama tarihler ise şöyledir:


-Mısır piramitleri :M.Ö. 3000
-Sümer piramitleri:M.Ö. 4.500
-Maya piramitleri :M.Ö. 4.500
-Türk piramitleri :M.Ö. 4.500 (Bize göre bu tarih en az M.Ö.10.000)

Bu tarihlerden Mısır ve Sümer piramitleri ile
Maya(mayalar cok ilginç bir sekilde yemeklerini yerken ortadan kayboldu uygarlıgın en gelismis topluluguydu ve tarihteki gizemi cok ilginc bilgi icin blog arsivimden mayaları ögrenin) piramitleri hakkında verilen tarihler, yapılan araştırmalar ve elde edilen bilgiler doğrultusunda verilmiştir. Ancak, Türk piramitleri hakkında verilen tarih tamamen hayalidir. Çünkü Türk piramitleri şu anda sadece uzaktan çekilmiş resimleri ile gündemdedirler. Bırakın üzerlerinde detaylı bir araştırma yapmayı, yakınına sokulmak bile yasaklanmıştır.(Eğer söylenenler doğruysa! Bu konuda Çin Halk Cumhuriyeti Elçiliğinin veya doğrudan Çin hükümetinin bilgilendirmelerine açığız.) Dolaysıyla da bu piramitler hakkında tarih belirtmek için çok erkendir.

Eğer bu piramitlere bir tarih belirleme konusunda araştırma yapacak isek bu araştırmanın temeli Hunlar , Hiong Nu’lar vs. değildir. Bu araştırmanın temeli Bütün Asya kıtasını kapsayan Büyük Uygur Türk İmparatorluğu dönemidir. Bu imparatorlukla ilgili tarihlendirmeyi ise Çinliler kendileri yapmışlardır. “Çin efsaneleri Uygurlar’ın 17.000 yıl önce medeniyetlerinin zirvesinde olduklarını anlatır. Bu tarih jeolojik fenomenlere de uygunluk göstermektedir.


Bilindiği üzere, Mu kıtasını batıran büyük depremler ve tufan sırasında Büyük Uygur İmparatorluğunun doğu kesimi de büyük ölçüde tahrip olmuştur. Bugün Gobi çölünde en az 15 metrelik kum tabakasının altından çıkarılan eserler gerçektende tek kelime ile muhteşem olarak ifade edilebilmektedir. Bu eserler üzerindeki resimler ve yazılar ise Mu Uygur ilişkisini açıkça gözler önüne sermektedir. Uygur Türk İmparatorluğu kültür sahası çok büyük bir medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bugünkü Çin’in tamamına yakını da bu Türk kültür sahası içinde yer almaktadır.

Bu durumu yukardaki resimde de dikkate aldığımızda, Xi’an kenti yakınlarında bulunan 100 kadar piramitin de kimler tarafından ve hangi tarihlerde yapılmış olduğu hakkında bir kanaate ulaşabiliriz. Kanımızca bu piramitler Büyük Uygur Türk İmparatorluğu zamanında yapılmış piramitlerdir. Yıpranmışlıkları da dikkate alınırsa, yapım tarihleri M.Ö. 4000-5000değil, ancak M.Ö.5000 ila 15.000 tarihleri arasında bir tarihle tarihlendirilebilir. Çünkü o dönemler Büyük Uygur Türk imparatorluğunun medeniyetinin zirvesinde olduğu dönemlerdir.

Gerçek sonuçlara ulaşmak ise ancak, bu piramitlerin uluslar arası bilim kurumlarının ve gerçek bilim adamlarının incelenmesine açılmasıyla mümkündür. Biz Çin’in, bu piramitlerde kendi çapında araştırmalar yaptığını ve bu eserlerin kendi kültürüne ait olmadığını görünce bu yasaklamayı getirdiğini düşünüyoruz.


Bu arada, Çin tarihini inceleyenler, bugün Çin sınırları içinde yaşayan halkların hangi kökenden geldiğini ve hangi ortak kültürün içinde yoğrulduklarını da incelemelidirler. Çin’de kurulan medeniyetlerin ne kadarının bugünkü Çine ait olabileceği o zaman daha iyi anlaşılır düşüncesindeyiz.




İlk insan mumyalama tekniğini mükemmel bir şekilde uygulayanlar Altay Türkleridir.(Mısır medeniyetinden yüzyıllarca önce) Uygur bölgesinde bulunan,Mısır piramitlerinden yüzyıllarca önce yapılan ve Mısır piramitlerinden daha yüksek/büyük olan piramitleri yapan Türklerdir.Çin hükümeti buraya girişi tamamı ile yasaklamıştır.Çünkü bu piramitlerin içinde proto-Türk yazılar mevcut.Arkeologların dahi girişine kati surette izin verilmiyor.Çünkü dünya tarihinin tekrar yazılması gerekebilir.


ORTA ASYADAKİ TÜRK PİRAMİTLERİ

Bugün çin sınırları içerisinde yer alan, xian şehrine 100 km uzaklıkta qin ling shan dağlarında Ön-Türk uygarlıklarından birisi tarafından inşa edilmiş, etrafında irili ufaklı 100 adet piramitle beraber, 300 metre yüksekliğinde bir piramit bulunmaktadır; BEYAZ PİRAMİT
Beyaz Piramit’in ikinci dünya savaşı sırasında çin’e yardım malzemesi götüren bir C-54 uçağından çekilen fotoğrafı 1957 yılında ilk kez life dergisinde yayınlanmıştır.


Bu piramitleri araştırmak üzere 1994 yılında şensi bölgesinde bir araştırma gezisi yapan alman bilim adamı hartwig hausdof kendi koleksiyonundan birkaç resmin halka açılmasına izin vermiştir. hausdorf’a göre piramitlerin yapım tarihi en az M.Ö. 2500’ler civarındadır.
Bölge çin tarafından yasak bölge ilan edilmiş olduğundan dolayı piramitler içerisinde bulunan mısır medeniyetinden çok ileri bir teknikle mumyalanmış olan cesetler ve Ön-Türkçe yazıtlar üzerinde araştırma yapılamamaktadır.

Piramitlerin ebat,orijinal şekil ve büyüklükleri ,dikkat çekmemesi açısından çin hükümeti tarafından maksatlı olarak tahrip ve kamufle edilmiştir.Piramitlerin üst tarafları kesilmiş ve üstleri toprakla doldurulup, kamuflaj amacıyla ağaçlandırılmıştır .
Resımde oldugu gıbı.....



Çin’deki Türk Mumyaları

Ceviz Kabuğu Progamın’a katılan (İzleyici telefonu) Halil Şıvgın (Eski “Sağlık Bakanı” demiş ki:

“1984 yılında ben Çin’i ziyaret ettim, Çin’i ziyaretim sırasında Turfan’a götürdüler. İlk defa Turfan’a giden Türk heyetinin mensubu olmakla da gerçekten gurur duyuyorum. Orada bizi gezdirirken mumya bulduklarını söylediler ve biz mumyaları gördük. O gördüğümüz mumyaların Mısır’daki mumyalardan çok farklı olduğunu ifade ettiler, yani teknoloji olarak, yapımı olarak Mısır’daki mumyaların önünde olduğunu.

Daha sonra aradan yıllar geçti, bir televizyon kanalında bu konun tartışılmakta olduğunu gördüm. Gerçekten bilimsel olarak, gidilmiş, Mısır mumyalarıyla Turfan’daki mumyalar arasında bir kıyaslama yapılıyor. Bu kıyaslamada, Turfan mumyalarının… …Ben orada kadın mumyaları gördüm, çocuk mumyaları gördüm, erkek mumyaları gördükm, fakrlı şeylerden. Ve o sırada, hatta bir tanesinde yeterince koruma yapılmamış, bozulmaya başlamılştı müzede gördük onları.



Bu mumyalardaki üstünlüğü bilim adamları ortaya koymaya başladılar. Bilim adamlarının ortaya koydukları bir gerçek var ki, ilk defa mumya kültürünün Türkler’den geliştiği ortaya çıkıyor. Bundan dolayı da ben şimdi iştirak ediyorum. Yani ben bilim adamı değilim, ama bizim bilim adamlarımınızın bu olayın üzerine ciddiyetle eğilmeleri gerekiyor. Eğer Mısır’daki mumya kültürü olduysa, var idiyse geçmişte, onun etrafında da bir kültürün olması lazım. Mısır’ın etrafında mumya kültürüyle ilgili herhangi bir şey yok. Afrika öbür taraf, bu tarafta da yine böyle bir kültür yok. Dolayısıyla, Orta Asya’dan o bölgeye giden Türkler’in varlığı söz konusu olabilir…”

Ben bir katkıda bulunmak istiyorum bu mumyalar konusunda Urumçi mumyalarını söz konusu etmiştir, tabii ki çok önemli. Bakın, buradaki Urumçi’de teşhir edilen mumyalardan ilk birincisi 44 yaşında ve Milattan önce 1000, yani günümüzden 3000 yıllık. Bir başkası gene 1600, en yaşlı olarak da işte bu “Lolan” denilen bayan mumyası var, Doğum’dan önce 2000 bu, yani 4000. Şimdi en büyük özellii iç organlarının çıkartılmamış olması. Başka ?.. Şu andaki mumyaların durumu Mısır mumyalarına nazaran çok daha iyi olması… İleri teknolojide bir mumyalama sistemi öyledir, uygulanmıştır. Dahası, bir mumyanın üzerinde ameliyat izi var, at kılıyla dikilmiş. Amerika doktorların tespiti, dünyada ilk ameliyat veya operasyonlardan bir tanesi olarak kabul ediliyor. Dahası var; burada kumaş ekose ve boyalı ve Doğum’dan önce 2000′i konuşuyoruz, günüzmüden 4000 sene öncesini konuşuyoruz.


Türk Bilim adamı Kazım MİRŞAN yaptığı araştırmalarda Ön-Türk uygarlıkları tarafından OT-OĞ olarak isimlendirilen Ön-Mısır’a M.Ö 3000 Yıllarında Doğu Anadolu’dan Isub-Ög yazısının gittiğini tespit etmiştir. Kazım MİRŞAN’ın bugüne kadar anlamı çözülemeyen 184 adet mısır hiyeroglifini Ön-Türkçe olarak okumuş olduğu ve mumyalama tekniklerinin yine M.Ö. 3000′li yıllarda Altaylarda geliştirildiği düşünülürse Piramit inşa teknolojisinin Eski Mısır’a Ön-Türk Uygarlıkları tarafından öğretildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Tüm İnsanlık tarihini değiştirerek; MEDENİYETİN ASIL YARATICISININ TÜRKLER OLDUĞU SONUCUNU DOĞURAN bu olağanüstü keşif batılı bilim adamları(!) tarafından ısrarla görmezlikten gelinmekte ve insanlığın bilgisinden daha uzun süre saklanması mümkün olmayan bu piramitleri başka bir uygarlığa mal etmeyi amaçlayan maksatlı çalışmalar yapılmaktadır.




Read On 0 yorum

MASONLAR SEYTANA TAPANLAR

02:08
G__ü__n__d__e__m G__r__a__f__i__g__i : v__i__d__e__o VE K__o__n__u M__a__s__o__n__l__u__K
(desifre irfan özgüzel)özel
iNTAHAR SÜSÜ VERiLEN ÖLÜM MESHUR BAKER CASTELLi VE BÜYÜK KLÜP iLiSKiSİ
BANKER KASTELLİ MASONLUK VE BÜYÜK KULÜP İLİŞKİSİ
Basında çıkan haberler ve medyanın intiharı gündeme taşıyış şekli bana Banker Kastelli adı ile maruf Abidin Cevher Özden Bey'in MASON olma ihtimalini çağrıştırıverdi. Abidin Cevher Özden planlı ama ani bir kararla kendi canına kıyarak 75 yaşında aramızdan ayrıldı. Üzüldüm. Alzheimer hastası eşleri hanımefendiyi bakıcısına emanet etmeyi de ihmal etmemiş. Dostu bildiği Erdoğan Demirören beyefendiye gazetelerin aktarıcısıyım, bıraktığı mektupta borçlarını ödemesini istemiş. Oğlu’nun cenaze ilanından doğrusu bir şey anlamadım ama satır aralarındaki şifreler birilerine göz dağı niteliği taşıyor gibiydi. Hmmmm bak ben de biliyorum bunları ona göre haaa kabilinden. 1980’li yıllarda yüzlerce milyon dolara hükmeden birisinin sonderece başarılı bir işadamı profiline sahip olması hasebi ile mutlaka önemli bir Loca’nın, Kulüp’ün üyesi yapılmıştır diye düşünüverdim. Büyük Kulüp üyesi olması hasebi ile bu düşüncem daha bir baskınlık kazandı. Banker Kastelli Mason muydu?. Devrinin en önemli para aktörlerinden birisi olması onun çok önemli ve özel ilişkiler kurmasını sağlamıştır mutlaka. Büyük Kulüp de hali hazırda Adalet Eski Bakanlarından Sayın Mehmet Moğultay Beyefendi Disiplin Kurulu’na başkanlık yapıyor. Emekli Orgeneral Çevik Bir ise Balotaj Kurulu başkanı. Bu yaşıma geldim. Balotaj tabirini ilk defa Büyük Kulüp’ün sitesinde okudum. Balotaj ne anlama geliyor diye araştırınca Hakkı Devrim’in köşesindeki açıklaması can simidi oldu kıvranan zihnime. Hakkı Devrim şu açılımı getirmiş Balotaj tabirine: “Balotaj seçimlerde ihtiyaç duyulunca başvurulan bir çözüm yoludur. Adaylardan hiçbiri yeterli sayıda oy alamadıysa, seçim yapılmamış sayılır ve yenilenir. Bu yenilenmeye balotaj denir. Balotaj kurulu adı da seçimle ilgili bir terimdir; derneklerde söz konusu olur. Hepsinde değil. Kurucuların, üyelerde aranacak nitelikleri belirleyip, bunlara sahip olmayanlar üye olamaz kuralını koyduğu derneklerde bulunan bir kurul. Aranan özelliklere sahip olmayanlardan özür dilenir. Hoş bir muamele değildir. Ama insanların istedikleri ile birlikte olma hakkı var. Büyük Kulüp’ün yurt dışındaki kulüplerle de kardeşlik münasebetleri var. İspanya, Fransa, İngiltere, İtalya da. Bu kardeş kulüplerin sitelerini ziyaret ettiğinizde en şumullüsü Belçika’daki çıkıyor. Zira Belçika’daki bizim Büyük Kulüp muadili cemiyetin dünya genelinde 159 kulüp ile kardeşlik ilişkisi var fakat hiç birisinin adının içerisinde ya da başında Rotary ve veya Lions tabiri, ismi geçmiyor. Büyük Kulüp’ün İtalya’daki kardeş kulübünün web adresi: http://www.ccanieue.com/old/ İspanya’daki kardeş kulübünün web sitesi ise: http://www.clubfirancierogenova.com İlginç bir yapı Büyük Kulüp. İTO, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş’a koltuğunu devretmek durumunda kalan Mehmet Yıldırım ve Emekli Orgeneral Necati Özgen Beyefendi de (Harp Akademileri Eski Komutanı sıfatlarını da ilave etmeyi uygun görmüşler) şu anki Büyük Kulüp yetkili organlarında yer alan isimler arasında. Banker Kastelli’nin ardından söylenecek çok sözüm yok. Müteşebbis bir insanın var olan para akışında global gelişmelerin zamanlamasını iyi algılayamadığı için çöküşünün izleri var üzerinde. Yani dolandırıcı olarak anmayacağım. Neden mi? Amerikan ekonomisi çöküverse, Merkez Bankası’nın elindeki dolar rezervi bir anda ABD’deki devülasyon nedeni ile sıfırlansa ne olur? Zor bir ölüm oldu Banker Kastelli’ninki. 75 yaşında neler görmüştür neler. Ama dikkatinizi bir şey çekti mi… Hiçbir açıklaması dişe dokunur bir dalgalanma yapmadı. Çünkü susmasını çok iyi biliyordu. Bu konuda çok iyi terbiye almıştı. Sizce bu terbiyenin kaynağı nedir. Herhalde Fatih etrafında yoğunlaşan tekkeler değildir. Tekke meşrep biri olmadığına göre… TÜRKiYEDE MASONLUK NOT:Video digerine otomatik gecer kapatmayın
TÜRKiYEDEKi MASONLAR
Bu kadar güçlü isim niçin bir araya gelmiş. Amaçları Nedir ?
Böylesine güçlü bir üye topluluğuna sahip Rotary ve Lions (göstermelik bir kaç iş dışında) Ülkemiz ve Milletimiz hayrına ne yapmıştır ?
Ülkemizin iş, siyaset, eğitim ve basın sektörünü elinde tutan bu güç birliği, Rotary ve Lionsun iddia ettiği güzel amaçlar için bir araya gelmiş olsalardı sonuç olarak mükemmel eserler ortaya konmuş olmazmıydı. ?
Bırakın ülke için çalışmayı aşağıda adı geçen kişilerin genelinin kendi menfaatleri için ülkemizi bile pazarlık konusu yapması (Rahmi Koç’un Kıbrısa dil uzatması, Sabancı’nın Üniversitesinde Ermeni soykırımını savunan proflar barındırması….) örgüt ve üylerinin gerçek misyonlarını gözler önü sermeye yeterli değilmidir. ?
Üyelerinin önemli bir kısmının özelllikle yahudi ve yahudi dönmesi (Sabetaycı) olması dikkat çekici değilmidir ?
 Sizce Aşağıdaki kişilerin Lions ve Rotary’e katılırken düşüncesi “Körlere yardım, toplum ve insanların gelişimi” midir ? Yoksakişisel bir takım menfaatlermidir.?
Lions ve Rotary kulüplerinin 28 Şubat sürecinin koşullarınıda istismar ederek, manevi değerlerimize saldırmışlar ve böyle eğilimleri olan kişileri desteklemiş, kurunun yanında yaşında yakılması için çalışmışlardır. Ve sürecin sonunda Çevik Bir ve Vural Savaş’a plaket vermişlerdir. Bu tip gurupların saman altında yaptıkları bu tip işler Milli değerlerimize olduğu kadar Manevi değerlerimize de , kısacası ortak paydalarımıza karşı olan tutumlarını yeterince gözler önüne sermemektemidir ?
Şark meselesiyle Müslüman-Türk’e karşı olan tavrı yüzyıllardır belli olan hristiyan batı, niçin Lions ve Rotary gibi masonik örgütlere üye olanları bağrına basmaktadır ?
 Aşağıda Türkiye’de faaliyet gösteren Rotary ve Lions üyelerinin çok az bir kısmının isimleri bulunmaktadır. Listeye göz atınız ve yukarıdaki soruları kendinize sorunuz. EKONOMİ SAKIP SABANCI (ILK KURUCULARDAN, SANAYICI)
EROL SABANCI (SANAYICI )
RAHMI KOÇ (HOLDING PATRONU)
NEJAT ECZACIBASI (HOLDING PATRONU, BILDENBERG ÜYESI)
BERNARD NAHUM (VEHBI KOÇ’UN YAHUDI ORTAGI. BE-KO BERNARD-KOÇ DEMEKTIR.)
VITALI HAKKO (VAKKO’NUN SAHIBI)
JAK KAMHI (HOLDING PATRONU, )
ARMAN KARABET (TÜRKIYE ERMENI CEMAATI SÖZCÜSÜ)
 IZAK HALAVA (YAHUDI, HAHAM)
ISMAIL ISMEN (MÜHENDIS, YAHUDI DÖNMESI)
TUNCER BEZMEN (GAZETECI, YAHUDI DÖNMESI)
FUAT BEZMEN (SANTRAL MENSUCAT SAHIBI, YAHUDI DÖNMESI, DÖVIZ KAÇAKÇISI OLDUGU ORTAYA ÇIKINCA ABD’YE KAÇMISTI)
ALI KOÇMAN (ARMATÖR, TÜSIAD BASKANI IDI)
NESET SIRMAN (ITHALATÇI, LIONS KLÜPLERI GENEL DIREKTÖRÜ IDI)
DAVID KOHEN (SIGORTACI,AYNI ZAMANDA BÜTÜN AILE LION’DUR)
LYONEL MAKZUME (VAPUR ACENTASI VAR, YAHUDI, AILECE ROTARYEN, KAÇAKCILIKTAN YARGILANDI, MAHKUM OLDU)
JACQUES JEULIN (BANKACI,OSMANLI BANKASI,YABANCI)
H. VON TIELMAN (TÜRK HOECHST GENEL MÜDÜRÜ)
FERIT VOLKAN (SHERTON GENEL MÜDÜR MUAVINI)
EDWARD KEISER (ISVIÇRE HAVA YOLLARI TEMSILCISI, YABANCI)
BAHIR UYSALER (OTO-KOÇ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI)
SEFER ULUSOY (OTOBÜS SIRKETI VAR )
SELÇUK YASAR (HOLDING PATRONU )
MEHMET YAZAR (ODALAR BIRLIGI BASKANI,BAKAN)
NIYAZI YILMAZER (YAKAMOZ’UN SAHIBI)
ARSLAN SANIR (HEMA ESKI GENEL MÜDÜRÜ)
DÜNDAR SOYER (IZMIR SANAYI ODASI BASKANI IDI)
UGUR PAKSOY (PAKSOY FABRIKASI MÜDÜRÜ)
CENGIZ OKAYGÜN (THY VE YEM SANAYII YÖNETIM KURULU ÜYESI IDI)
SAHABETTIN BILGISU (IZMIR TICARET VE SANAYI ODALARI BASKANI)
METE TANRIKUT (BANKA MÜDÜRÜ )
TEOMAN TERIM (TUSAS GENEL MÜDÜRÜ)
ALI TUZCUOGLU (NAKLIYE SIRKETI SAHIBI)
TUNCAY SARIZI (NÜKLEER TIP UZMANI)
SEYFETTIN TOKBEY (NOTER)
BASIN YAYIN ALANINDAN
DINÇ BILGIN (GAZETECI,MEDYA PATRONU HOLDING SAHİBİ )
EROL SIMAVI (GAZETE SAHIBI)
ORHAN TOKATLI (GAZETECI)
GÜNERI CIVAOGLU (GAZETECI)
AKKAN SUVER (YENI DÜSÜNCE GAZETESI SAHIBI,MILLIYETÇI BILINIR)
ZIYA TANSU (IKA HABER AJANSI)
ÜMIT ATAY (BASIN YAYIN PROGRAMCISI)
AYBER SARUHAN (GAZETECI )
SARUHAN AYBER (GAZETECI)
HAGOP AYVAS (GAZETECI)
GÜNAY SIMSEK (GAZETECI)
NECMETTIN TANYOLAÇ (SPOR YAZARI)
KEMAL AZIZ (GAZETECI)
HALUK SAN (GAZETECI)
ERDOGAN SUNGUR (GAZETECI)
MEHMET SADUN ALTUNA (ESKI BASIN YAYIN GENEL MÜDÜRÜ)
ERDOGAN ARIPINAR (GAZETECI)
TURHAN TAYAN (GAZETECI)
METE ATABEK (GAZETECI)
SELAHATTIN ATASOY (EMEKLI ALBAY)
BAHAETTIN TATIS (EGITIMCI)
AKIF TATLICIOGLU (NOTER)
YILMAZ TUNÇHAL (GAZETECI)
VEDAT NEDIM TÖR (YAZAR)
SUPHI TÜREL (GAZETECI)
YAVUZ DOLUN (HABER AJANSI)
NEHAR TÜBLEK (KARIKATÜRIST)
 FUAT UYGAN (YAYINCI)
TURHAN DILLIGIL (GAZETE PATRONU)
HALUK CANSIN (GAZETECI)
BEKIR ÇIFTÇI (GAZETECI)
EROL DALLI (GAZETECI)
KENAN DEGER (TRT’CI, ANTALYA)
NURETTIN DEMIRKOL (GAZETECI)
EMIN EDIS (GAZETECI)
TEOMAN ERTAN (TRT’CI)
MÜMIN ÇEVIK (EDITÖR)
GÜNGÖR MENGI (GAZETECI, TRT’DE HÜKUMET TEMSILCISI)
YEKTA OKUR (GAZETECI)
ÜSTÜN ÜNÜGÜR (GAZETECI)
BAHADIR YANIKÖMEROGLU (GAZETECI)
ARSLAN T. YAZMAN (GAZETECI)
ERTUGRUL ZORLUTUNA (GAZETECI)
KAHRAMAN BAPÇUM (GAZETECI)
TUGRUL ILICAK (KEMAL ILICAK’IN AKRABASI, GAZETECI)
AYKUT SÖZERI (AKTÖR)
EĞİTİM CEZMI BIREN (EMEKLI AMIRAL, M.EGITIM MÜSTESARI IDI)
ILHAMI NASUHIOGLU (CERRAHPASA TIP FAKÜLTESI DEKANI, DIYARBAKIR ÜNIVERSITESI REKTÖRÜ IDI)
NIHAT BALKIR (BURSA ÜNIVESITESI REKTÖRÜ)
AYHAN SONGAR (PROFESÖR, MILLIYETCI TANINIR)
NECDET UGUR (ESKI MILLI EGITIM BAKANI)
ADNAN SÜVARI (FUTBOL ANTRÖNÖRÜ )
SUAT VURAL (PROFESÖR, DEKAN)
GÜRBÜZ TÜFEKÇI (SOSYAL ANTROPOLOG )
NIHAT TÜNAYDIN (KABATAS LISESI, EGITIMCI)
MAHMUT YILMAZ (ÖGRETMEN)
ANTONIO TRUPIA (ITÜ ÖGRETIM ÜYESI)
N.A.JACQUES BATZLI (GALATASARAY LISESINDE ÖGRETMEN, YABANCI)
FREDERIC SHEPHERD (BIOLOJI ÖGRETMENI)
BÜROKRASİ REMZI YELMAN (EMEKLI KORGENERAL)
ERTUGRUL ÜNLÜER (ESKI KOCAELI VALI VE BELEDIYE BASKANI)
NUMAN URS (EMEKLI ALBAY)
ENGIN URAL (ÇEVRE SORUNLARI VAKFI BASKANI)
BÜLENT ULUSU (ESKI BASBAKAN)
HAMIT YENER (EMNIYET 1. SUBE MÜDÜRÜ IDI )
NÜVIT YETKIN (CHP MILLETVEKILI IDI)
HALIT TOKULLUGIL (BURSA ESKI VALISI)
ZEKI YÜCETÜRK (BALIKESIR ESKI MILLETVEKILI)
ALI BERKOL (NATO’DA GÖREVLI)
SUPHI BAYKAM (CHP MILLETVEKILI IDI)
FAHIR ILKEL (ESKI ENERJI VE TABII KAYNAKLAR BAKANI)
SEZAI ORKUNT (EMEKLI AMIRAL )
SEZAI OYMAKLI (EMEKLI SUBAY)
HÜSEYIN ÖGÜTCEN (IZMIR VALISI IDI)
TAHSIN ÖNALP (ESKI BAYINDIRLIK BAKANI)
ENVER SAATÇIGIL (ESKI VALI )
AHMET GÜNDÜZ AKTUG (POLIS BASMÜFETTISI)
BEDRETTIN DALAN (ISTANBUL BELEDIYE BASKANI)
ŞAHAP KOCATOPÇU (27 MAYIS VE 12 EYLÜL BAKANLARINDAN)
HAKKI KÜTÜK (EMNIYET MÜDÜR MUAVINI)
SERIF TÜTEN (ESKI ANKARA VALISI,ROTARY SEREF ÜYESI)
ÜLKÜ SÖYLEMEZOGLU (IMAR ISKAN BAKANLIGI MÜSTESAR YARDIMCISI)
ÇETIN ANUNCAN (DENIZ SUBAYI)
MUZAFFER ERCIS (EMEKLI TUGGENERAL)
YELMAN GAZIMIHAL (SEKA GENEL MÜDÜRÜ IDI)
FEYYAZ GÖLCÜKLÜ (MDP MILLETVEKILI)
RÜSTÜ GÜNER (DSI BÖLGE MÜDÜRÜ)
SAFFET GÜRTAV (IETT GENEL MÜDÜRÜ)
MUAMMER DURAK (VALI MUAVINI)
A.A.I.HILBRAND (YABANCI, ASKERI ATESE)
WILLIAM HUDSON (ISTANBUL INGILIZ KONSOLOSU)
HERMAN BÜNEMAN (IZMIR ALMAN BASKONSOLOSU)
AKGÜN KICIMAN (DISISLERI BAKANLIGI PROTOKOL MÜDÜRÜ)
EKKES LANGER (ANKARA AVUSTURYA TICARET ATESESI)
GERARD SAMBRANA (FRANSIZ, IDARI ATESE)
ERKKI TAMMIWORI (FINLANDIYALI, BASKONSOLOS )
GEOFFREY OGDEN (ISTANBUL ABD BASKONSOLOS VEKILI)
HANS PETER SCHONI (ISVEÇLI, IDARI MÜSTESAR )
FRITZ LANGER ( ” ” ” ” )
MARSHALL BERG (ABD IDARI ATESE)
WOLFGANG ZIEBEL (ALMAN, BASKONSOLOS)
NICHOLAS BASKEY (ABD, IDARI ATESE)
DİĞER SUAT BALLAR (AVUKAT, ESKI LIONS GENEL YÖNETMENI)
MÜNIP TARHAN (NOTER,TÜRKIYE VE DÜNYA LIONS KLÜPLERI BASKANI)
MUKBIL ÖZYÜRÜK (ILK KURUCULARDAN, YAZAR)
FAHRETTIN KERIM GÖKAY (ORD. PROF. LIONS KURUCUSU, ISTANBUL VALI VE BELEDIYE BASKANI IDI.)
KEMAL ZORLU (ALTAY KLÜBÜ BASKANI IDI)
MAZHAR ÇELEBI (ILIM YAYMA CEMIYETI BASKANI)
SERMET HÜSEYIN (ANKARA ROTARY BASKANI IDI)
KEMAL KÖKSALAN (LIONS GÜVERNÖRLERINDEN)
O. CUMHUR AKKENT (EMEKLI DR. ALBAY, ÇOCUK SATMAK VE ÖLDÜRMEKTEN YARGILANDI, CEZAEVINDE)
ÇETIN YILDIRIM AKIN (AVUKAT, TÜRKIYE LION KLÜPLERI GENEL YÖNETMENI IDI, CUMHUR AKKENT’IN DAVASINI ÜSTLENDI AMA HAPISTEN KURTARAMADI)
BU KİŞİLER ARASINDAKİ YABANCI MİSYON MENSUPLARI DA GÖZÜNÜZDEN KAÇMAMIŞTIR!. O KİŞİLER BU KLÜPLERE CAN SIKINTISINDAN VEYA GİDECEK YERLERİ OLMADIĞI İÇİN GİRMEMEKTEDİR!.. HEPSİ SİNSİ BİRİ AMACIN PEŞİNDEDİR!. BU KLÜPLERE, YANI LIONS VE ROTARYEN’E ALINACAK ÜYELER IÇIN SU KURALLAR UYGULANIR: SELECTION
ELECTION
INDUCTION
EDUCATION
ASSIMILIATION
BU KELIMELER ELEME, SEÇME, TANITMA, EGITME VE KENDINE BENZETME DEMEKTIR. BUNLARIN HEPSININ AMACI ÖZEL BIR KLÜBE KABUL EDILMENIN SARHOSLUGU IÇINDE HER SÖYLENENE HEVESLE SARILAN KISILERI, DEJENERE BATI KÜLTÜRÜ ILE YOGURMAK VE ONU KÖRÜKÖRÜNE BATI’YA HIZMET EDECEK BIRI HALINE GETIRMEKTIR!.. 1984′DE ROTARY INTERNATIONAL BASKANI SEÇILEN ESKI TÜRKIYE LION KLÜPLERI BASKANI MÜNIP TARHAN:
“LIONLARIN BIRBIRLERINE KAN BAGINDAN DAHA KUVVETLI BAGLARLA BAGLI OLDUGUNU” SÖYLÜYOR!.. DAHA AÇIK BIR IFADE ILE, TÜRKIYE’DEKI ROTARY VE LIONS KLÜPLERI TÜRK YASALARINA DEGIL, ULUSLARARASI ROTARY VE LIONS YASALARINA BAGLIDIRLAR!.. TÜRKLERE DEGIL, YABANCI LIONS VE ROTARYENLERE DAHA YAKINDIRLAR!.. TÜRKLER IÇIN DEGIL, YABANCILAR IÇIN ÇALISIRLAR!.. TÜRKIYE’DEKI YARDIM FAALIYETLERI ISE GÖSTERMELIK OLMAKTAN ÖTEYE GEÇMEZ!.. YABANCILAR TÜRKLER’E DÜSMANDIRLAR, KIZARLAR… AMA TÜRK LIONS VE
ROTARYENLERE, NE HIKMETSE BÜYÜK ILGI GÖSTERIRLER!.. MESELA TEKIN AKMANSOY, ALMANYA’DA “TÜRK” OLARAK KARSILASTIGI ZORLUKLARI, “ROTARY ROZETIYLE ASTIGINI” ÖVÜNEREK ANLATMAKTADIR!.. YANI ITIBAR GÖRMEK IÇIN TÜRKLÜGÜNDEN FEDAKARLIGA HAZIRDIR!.. ISIN EN KOMIK YANI NEDIR, BILIYOR MUSUNUZ?
KONU MENFAAT OLUNCA, SAGCILIK, SOLCULUK, ATATÜRKÇÜLÜK, MILLIYETÇILIK, HATTA SERIATÇILIK ÖNEMINI KAYBEDER… NICE HIZLI SOLCUNUN, ÇOCUGUNU AMERIKA’YA
GÖNDEREN BURSU GÖRÜNCE, CIVATALARI GEVSER… BIR BAKARSINIZ, AGIZ DEGISTIRMIS, AMERIKA’YI ÖVÜYOR, SERBEST PIYASAYI SAVUNUYOR, HATTA MEHMET BARLAS GIBI “BAGIMSIZLIK TA NEYMIS? ARTIK HERKES KARSILIKLI BAGIMLI!” DIYE KONUSUR OLMUS!.. AMERIKALILAR BOSUNA DOLARIN ÜZERINE “WE BELIEVE IN GOD- BIZ (PARANIN) TANRI OLDUGUNA INANIRIZ” YAZMAMISLAR!… ISTE LION VE ROTARYENLER BU TIYNETTE KISILERE ROZET TAKARLAR!.. BU ONLARIN USAKLIGA MÜSAIT OLDUGUNUN DELILIDIR… SONRA NE OLUR?..
NE OLACAK???
USAKLIKTA SIVRILENLERI DE MASON LOCALARINA ALIRLAR!
Read On 1 yorum

Mesajlarınız

OSMAN PAMUKOGLU

OSMAN PAMUKOGLU
KORKAK TAVSANLAR KENDiSiNi KURNAZ SANAN TiLKiLER VE TARLA FARELERi PENCEMiZDEN KURTULAMAYACAKLARDIR.

GiZLi VASiYET DESiFRE OLDU

Eski Günler

___________ ___________ _______NiHAT GENC_______ _____________ ____________ BiZiM CESEDiMiZ SUSAR ANCAK DiYEREK HALKIN GÖNLÜNDE ADETA TAHT KURAN YAZAR NIHAT GENC AKPYE SERT ELESTiRiLERiYLE VE YÜREKLiLiGiYLE SKYTÜRK EKRANLARINDA HALKIN KARSISINDA OLMAYA DEVAM EDiYOR.BURAM BURAM ANADOLUYU YAZDIGI KiTAPLARIYLA VE EKRANDAKi, ESSİZ USLUBU VE ANLATIMIYLA TAM BiR HALK ADAMI BiR BASKA DEGiSLE GÖNÜL ADAMI KALEM VE SÖZ SAVASCISI ______________ ______________ _____________ AH OSMANLIM DÜNYANIN ETRAFINDA Ki GEZEGENLERi GÖSTEREN OSMANLI TASARIMI.

(*_*)

FARABi

FARABi (870-950) Türk-islam düşünürü... İslam disiplini içinde yetişmiş Türk düşünürlerinin en büyüğüdür.Aristoteles mantığına dayanan usçu bir metafizik oluşturmuştur. Amacı, Aristoteles'i, biraz da Plotinos'un yardımıyla, İslam diniyle uzlaştırmaktı... Bununla da yetinmemiş, İslam dinini de bilimle uzlaştırmaya çalışmıştır.nceleri Türkistan'da kadılık yaptı, sonra kendini büsbütün felsefeye verdi. Anadili olan Türkçe kadar Arapça, Farsça, Süryanice ve Yunanca biliyordu. Aynı zamanda hekim ve müzikçiydi. Yüzden çok kitap yazmış; Aristoteles, Platon, Zenon, Plotinos gibi Yunan düşünürlerini yorumlamış, bunların görüşlerine kendi görüşlerini katmıştır.SÖZLERi="Hiç bir şey kendiliğinden yok olmaz, böyle olsaydı, var olmazdı...Erdemlerin en büyüğü ilimdir."İnsan, bazen bir tesadüfle güzel işler yapar. Bazen de bu güzel işleri isteyerek değil, herhangi bir baskı altında yapmış olur. Böyle yapılan işler, mutluluk getirmez. ________________ _______________ _______________ _______________ __________MADDENiN ARDINDAKi SIR _______________ ______________ _______________ ______________ COCACOLA GERCEGi ___________ _______________ ____________ ______________ COCACOLA ICMEYIN ZEHIRDIR.SIYONIZMI MÜSLÜMANLARI ÖLDÜRENLERi BESLEMEYiN.AYRICA RESME TIKLAYIN VE ÜZERINDEKI YAZIYI INCELEYIN __________________ __________________

iBN-i SiNA

FiZiK METAFiZiK kİMYA TIP ASTRONOMi ALiMi.......İbni Sinâ, babası Abdullah, maliyeye ait bir görevle Afşan'dayken orada doğdu. Olağanüstü bir zekâ sahibi olduğu için daha 10 yaşındayken Kur‘an-ı Kerim'i ezberledi. 18 yaşında çağının bütün ilimlerini öğrendi. 57 yaşındayken Hemedan'da öldüğü zaman 150'den fazla eser bıraktı. Eserleri Latince’ye ve Almanca’ya çevrilmiş, tıp, kimya ve felsefe alanında Avrupa’ya ışık vermiştir. Onu Latinler “Avicenna” adıyla anarlar ve eski Yunan bilgi ve felsefesinin aktarıcısı olarak görürler.bni Sinâ, daha çocukluğunda, çevresini hayrete düşüren bir zekâ ve hafıza örneği göstermiştir. Küçük yaşta çağının bütün, ilimlerini öğrenmişti. Gündüz ve gece okumakla vakit geçirir, mum ışığında saatlerce, çoğu zaman sabahlara kadar çalışırdı. Pek az uyurdu. ________________ _______________ _______________ _______________ __________MATRiX FELSEFESi ANLAYISI MADDELERE HÜKMETME BEYiN GÜCÜMÜZ _______________ ______________ _________BEYiNiMiZiN GÜCÜ ___________________ _______________ _____________ ___________________ _________________ ________________ YAZAR:OKTAN KELEŞ _______________ YazdIgI sIradIsI kitaplarIyla acIkladIgI konularla herkesi hayrete düsüren bir okadarda bilgilendiren ve özellikle HZHIZIRLA ilgiliyazdIgI kitabInda kendisinin birebir yasadIgI olaylarI anlatan oktan keles medyadaki carpIklIklarI ve yalan kurgulu haberlerin asIl dogrularInI ve arkasIndaki sIr perdesini aralayarak herkesin gönlünde adeta taht kurdu.BIR MECZUBUN RÜYASI adlI kitabIn da HZ HIZIR ALEHiSSELAM LA ilgili kIsImda hz HIZIR 'ın ALANI HER YER OLAN BiR SAVASTAN SÖZ EDiLDiGiNi SÖYLEYEN KELES GÜNÜMÜZDEKi OLAYLARA BAKINCA BUNUN DOGRULUGUNU GÖRMEMENiN MÜMKÜN OLMADIGINI ANLIYORUZ.YazdIgI bu sIradI desife edici ve herkesi gönülleri zihinleri aydInlatan oktan keles yalanIn kurgulu haberlerin ve halkI aldatIcI bilgilerin üzerİne giden tüm dünyayI asaya YATIRABiLEN ve desifre edebilen KALEMiYLE SAVASAN ÜNiFORMASIZ BiR ALLAH ASKERi.