AHiR ZAMAN YOLCULARI
Ahir ZamaN Yolcusu KalmasıN

DeriN GündeM___Dogruları Söylemekten Kormayın

____________________RESME TIKLAYIN YEM VERiN BiZE____________________

MUSA'NIN COCUKLARI TAYYiP VE EMiNE (HARAMZADELER)

08:54
LANETLi YAHUDi HARAMZADELER

TÜRKiYEYi SATIYORLAR 80+1 SEHiRLi 3 TARAFI DENiZLERLE

CEVRiLi FERAH 4 MEVSiM BiR ARADA YASANABiLEN 7 BÖLGELi

SAHiBiNDEN HABERSiZ


ÖNCE

TAYYiP ERDOGAN VE EMiNE ERDOGAN'I TANIYALIM

ERGÜN POYRAZ'IN 1 YILDIR NEDEN iCERDE OLDUGUNU KAVRAYALIM

TÜRKiYEDEKi HAK ESiTLiK VE ÖZGÜRLÜGÜ ELiMiZi ViCDANIMIZA KOYARAK

SORGULAYALIM.


ÇÜNKi RAHMETLi UGUR MUMCUNUN GÜZEL BiR SÖZÜ VARDI;

BiR KiSiYE YAPILAN HAKSIZLIK BÜTÜN TOPLUMA YAPILMIS DEMEKTiR

DEMiSTi.








PAPA TÜRKIYEYE GELDIGINDE EMINE ERDOGAN KÜRSAT TÜZME'NIN EViNDE kİMiNLE GÖRÜSTÜ
Ergün Poyraz'ın musa'nın çocukları Tayyip ve Emine adlı kitap çok ağırlarına gitmiş anlaşılan

Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı Zekeriya Öz, gazeteci yazar Ergun Poyraz'ın ek ifadesini aldı. Poyraz sorgusunda ' Papa'nın Ankara'ya geldiği gün, Emine Erdoğan, Kürşat Tüzmen'in evinde kiminle görüştü, araştırılsın' dedi.

Savcı bu sözleri tutanağa geçirmek istemeyince Poyraz 'Yazmazsanız imzalamam' dedi ve kiminle görüştüğünü mahkemede açıklayacağını söyledi.

AKP iktidarı aleyhinde yazdığı kitaplarla tanınan ve bir yıldır tutuklu bulunan gazeteci Ergun Poyraz, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı Zekeriya Öz'e ek ifade verdi. Poyraz sorgusunda ' Papa'nın Ankara'ya geldiği gün, Emine Erdoğan, Kürşat Tüzmen'in evinde kiminle görüştü, araştırılsın' dedi. Poyraz bu görüşmeyi mahkemede açıklayacağını da söyledi.

Tutuklandığı 30 Temmuz 2007 günü emniyette ve savcılıkta ifadesi alınan Ergun Poyraz'ın evinde bulunan CD ve bilgisayarındaki dökümanların çözümünün ardından ikinci kez ifadesi alındı. Bu ifadede Poyraz'a, Ergenekon kapsamında aranan Jandarma İstihbarat eski Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve tutuklu bulunan emekli istihbarat Albay Atilla Uğur ile ilişkisi soruldu. Ersöz ve Uğur ile, Necip Hablemitoğlu'nun öldürülmesi sonrası kendisine koruma verilmesi amacıyla görüştüğünü açıklayan Poyraz 'Jandarma bölgesinde oturduğum için kendileriyle görüştüm' dedi.

ERBAKAN VE ARINÇ İLE DE GÖRÜŞTÜM

İfadesinde ' Ben Ümitköy'de oturuyorum. Evime üç dakika mesafede Angora evleri var. Tayyip Erdoğan Papa ile görüştüğü gün, Emine Erdoğan, Kürşat Tüzmen'in evinde kiminle görüştü. Bunun araştırılmasını istiyorum' dedi. Savcılar bu sözleri tutanağa geçirmek istemeyince Poyraz da, ' Bunları yazmazsanız, ifademi imzalamam' cevabını verdi. Bunun üzerine Emine Erdoğan'ın kiminle görüştüğü soruldu, Poyraz ise ' Güvenliğim nedeniyle şimdi söylemiyorum ama mahkemede açıklayacağım' dedi.

Araştırmacı ve yazar olduğunu, çok sayıda kitabı bulunduğunu da belirten Poyraz, Ankara Emniyet Müdürü Ercüment Yılmaz ve Terör Müdürü ile de görüştüğünü belirterek ' Bülent Arınç ile de onun talebi üzerine görüştüm. Şevket Kazan ve Musa'nın Çocukları adlı kitabı yazmadan önce Necmettin Erbakan ile de görüştüm' dedi.







ANLA EY TÜRKiYE BUNLARIN ÜLKEYi YÖNETME GiBi iLERLETME GiBi BiR DERTLERi YOK

BU BiR SiYASi SAVAS BiRBiRLERiNi YOK ETMEYE CALISARAK

KARSI DEVRiM YARATACAKLAR AKILLARINCA VE ÜLKEYi KAOS'A SÜRÜKLEREK

ATATÜRK'Ü SiLiP 2009

YILINADA DARBEYi YETiSTiRiP

KÜRDiSTANI KURACAKLAR AYIK OL



Erdoğan'ın Baykal'ı bitirme planı





2009’un Mart ayında yapılacak yerel seçimler için AKP şimdiden atağa geçti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonu Rize’de başladığı yurt gezilerine bundan sonra da artırarak devam edecek. Erdoğan, partisinin il ve ilçe kongrelerine katılacak, bu merkezlerde düzenlenecek mitinglerle vatandaştan oy isteyecek.

22 Temmuz Milletvekili seçimlerinde neredeyse Türkiye’nin tamamını dolaşan ve hemen her ilde miting yapan Başbakan Erdoğan bu defa aynı taktiği yerel seçimlerde uygulayacak. Rize’nin ardından partisinin il ve ilçe kongrelerine katılacak olan Erdoğan Türkiye’yi dolaşacak. Başbakan Erdoğan gittiği illerde mitinglerle vatandaşa seslenecek ve oy isteyecek. Erdoğan’ın özellikle hafta sonlarını Ankara ve İstanbul dışında geçirerek teşkilatlara da moral verecek.

Öte yandan yerel seçimlerde hedefi yüksek tutan ve yüzde 60 gibi bir oy oranını hedefleyen AKP, bir kazaya uğramamak için işi sıkı tutuyor. AKP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi başkanlığında oluşturulan heyet tüm AKP’li belediyeleri mercek altına almaya başladı. Başarısız belediye başkanlarını aday göstermeyi düşünmeyen AKP başarılı olan belediye başkanları ve yeni adaylar için de anket yapacak. Ankette önde çıkan adaylar Genel Merkez’de yüzyüze görüşmeye tabi tutulacak ve son sözü yine genel merkez söyleyecek.

KALELERİ DÜŞÜRME PLANI

Başbakan Erdoğan’ın parti toplantılarında sık sık dile getirerek İzmir, Diyarbakır, Tunceli illeri ile Çankaya ilçesine AKP özel olarak eğilecek. Bu yerlerde belediye başkan adaylarının son ana kadar açıklanması beklenmezken nabız yoklamalar şimdiden başladı.

CHP’nin kalesi olarak görülen İzmir’de büyükşehir belediyesi için AKP’nin sosyal demokrat ve Alevi kökenli milletvekilleri uzun süreden beri bu ilde çalışmalarını sürdürüyorlar. Milletvekilleri Alevi ve sosyal demokrat bir aday için Alevi dernekleri ile Alevi toplumunun önde gelen isimleriyle görüşerek destek istiyorlar. AKP, DTP’nin kalesi olan Diyarbakır’da ise GAP yatırımlarını öne çıkarmayı düşünürken AKP’nin yerel seçimler öncesinde sınır ötesi operasyonlarla birlikte sertleşen Kürt politikasının da yumuşaması bekleniyor. AKP, Tunceli’de ise Alevi kökenli bir aday arayışını sürdürürken birçok yerde kadın adaylara da öncelik verilmesi öngörülüyor. sürdürürken birçok yerde kadın adaylara da öncelik verilmesi öngörülüyor.

Read On 0 yorum

MiLLETE YAPTIKLARI MUSKALAR T-SHiRTLERE KADAR iZLEYiN(ViDEO)

08:45



YEDiKLERiNiZE iCTiKLERiNiZE GiYDiKLERiNiZE

DiKKAT EDiN..


DÜNYADA YAHUDiLiK VE MASONLUK


SEYTANA TAPANLAR






GİZLENEN TALMUD(BÜYÜ) YASALARI -


ŞEYTANIN MUSKASI-

Sevgili dostlarım, bir aya yakın uzun bir süre görüşemedik... Karadeniz’in şirin kasabası toprağım, memleketim, ecdadımın kara toprağında yattığı Sürmene’me gittim... Cennet gibi bahçelerde insanın ruhunu ve kainatı dinlemesi için yapması gerekenleri yapmaya çalıştım. Haliyle bedenimi de yeni mücadele sanatları için modifiye ettim...

Döndüğümde iki sürprizle karşılaştım. Birincisi ben İstanbul’dan ayrılır ayrılmaz adeta yokluğumuzu tamamlarcasına GİZLENEN TALMUD YASALARI kitabımız piyasaya çıkmış. Bir ay gibi bir süre de ikinci baskı yaparak okuyucularımızı aydınlatma görevini ifa etmeye başlamış... Yazdırana şükür... İkinci sürpriz de henüz İstanbul’a geldiğimin ikinci günü yaşadım.

METAL FIRTINA’NIN yazarlarından sevgili Orkun Uçar’la. Karakutu yayınları adına hazırladığımız YERALTININ GİZLENEN TARİHİ/ KARA DİVAN isimli eserimiz de sahaya inmesi oldu. Bir takım haber kanallarının ana haber bültenlerine konu olacak bir özel mevzu var içinde.


Forum sitelerindeki ve video sitelerindeki arkadaslara saglam yerden saglam bilgiyi alınca koyucam demistim

Saygılar

iSTE YAHUDiLERiN YASAM BİCMi
DiNi iNANIS ADETLERi

CiNSEL HAYATLARI



**** Dünya ve Türkiye gündeme şimdilik hiç girmeyeceğim... Bildiklerimi saklayacağım, TÜRKİYE’NİNBÜYÜK TÜRKİYE “ OLMAMASI için “AT İZİNİ İT İZİNE KARIŞTIRANLAR” a pirim vermemek için bunu yapacağım. Zira AT’ları ya da İT’leri ayrıştırmak Hızır gibi birinin tedrisinden geçmekle mümkün!!!


iSRAiL VE MASON ARMALARI KONU ARSiNDEN BU RESiMDEKi KECiNiN ONLARIN KUTSALLIKLARI OLDUGUNU ANLIYCAGINIZ KISIM KECiYi KESiP KANINI iCEREK

iBRANiCE DUALAR OKUYARAK SEYTANI CAGIRIP SEYTANLA GÖRÜSMELERiNDEN KECiNiN NE KADAR KUTSAL OLDUGUNU

ANLIYORUZ.SEYTAN ONLARDAN KAN iSTiYOR AMA KECi KANI DEGiL KECi KANI SEYTANI CAGIRMADA BiR ARACI SADECE

SEYTAN iNSAN KANI iSTiYOR BUDA SAVASLAR CIKARTILARAK DÜNYAYI YÖNETEN MASONiK SiRKET SAHiPLERi TARAFINDAN

FiNANSE EDiLEREK ALT KADEMEDEKi CAKALLAR TARAFINDAN YAPILIYOR.BU KONUYU

LÜTFEN BU YAZIYI iYiCE OKUYUP ANLADIKTAN SONRA

KONU ARSiViNi DiDiK DiDiK EDiN
....YOK EDiLiYORUZ...
KÜCÜK ADIMLARLA BÜYÜK BÜYÜK

ÖYLE MASA BAŞI FONDİP ÜSTÜNE FONDİPLENİP, BEYNAMAZ PLANLARLA BU ÜLKE KURTARILMIYOR. YÖNÜNÜ, GÜCÜNÜ ALLAH’TAN ALMAYAN VE MÜNAFIKLARDAN OLUŞAN HİÇ BİR HAREKETE ARTIK ASLA VE KAT’A İZİN YOK! Nasıl BÜYÜK TÜRKİYE STRATEJİSİ”NİN mimarlarından Em. Kurmay Albay Abdülvahit bey 1960 yılındaki ihtilalin kullanıldığını itiraf edip, yönünün saptırıldığını ifa etmişse ve hazırladığı bu stratejiyi KEVN-Ü KAİNAT’ın sahibine yaslayıp bina etmişse aklınca TÜRKİYE’Yİ DÖNÜŞTÜRMEYE ÇALIŞANLAR DA bu muhterem zatın hayatını ve eserlerini iyi okumalıdırlar.

Zira Başbakanlık Eski Müsteşarı Kemal Bey’le buluşacağı gün Beyazıt gibi trafiğin pek ağır işlediği bir yerde trafik kazasıyla ortadan kaldırılan bu zatın kaleme döktüğü bu strateji ‘ÇARIKLI ERKAN-I HARP’ ve “RİCALİ GAYB ERENLERi” tarafından bizzat plandı ve takipçisi de bizzat kendileridir EVVELALLAH!!! ve bu köşe yazımda “GİZLENEN TALMUD YASALARI” ndan biraz örnek vermek istiyorum; bakınız dünyayı yönetenler hayata, insanlığa hangi gözle bakıp hayatlarını nasıl programlamışlar.

ŞEYTAN’IN MUSKASI olan isimler, armalar, logoları ise İnşaallah başka bir yazımızda ele alacağız. *** Sanhedrin sayfa 400; “ emir 59 a” da; Rabbi Johanan emirleri şöyledir: “Talmud Torah’ı tetkik eden bir gayri yahudinin hak ettiği şey ölümdür. Çünkü bu onun için değil bizim için yazılmıştır. Bu bize bırakılan mirastır”.

Bu nasıl bir ceza: KIZGIN İNSAN PİSLİĞİNDE KAYNATILMAK Gene İbrani hurafesi ile uğraşan “GITTIN” adlı eserin sayfa 261, “emir 56b-57a” da, “Talmut ermişlerinin sözleri ile alay edenlerin cezası kızgın insan pisliğinda kaynatılmaktır” der. Babil Talmut’unun 154. sayfasının 18 ve 19’uncu satırlarında aynen bu kelimeler vardır: “Bir şahıs Talmut’u inkar ederse hayatının sonuna kadar rahat yüzü görmez”. Talmud’un Baba Bathra 54 kısmında şöyle denir:

“Gayri Yahudinin sahip olduğu mal, çölde ayağınızın altındaki sahipsiz araziye benzer, kim evvel alırsa onun olur”. Tevekkeli değil tarih boyunca kimin eline bir Talmut geçse koşup yakmış, eğer Talmut’u aklı selim sahibi insanlar bugüne kadar bu şekilde yakmasa idiler belki bugün “Talmut bizim evimizi barkımızı yakacaktı”.

İşte merak ettiğiniz Talmut’tan bazı kurallar (!) Baba Kama 37b kısmı: Eğer bir Kenaninin (kenaniler gayri Yahudi bir kavimdir) öküzü bir Yahudi’nin öküzünü boynuzlayıp yaralarsa Kenani ceza görmelidir ve gene bir Yahudi’nin öküzü başka bir Yahudi’nin öküzünü boynuzlarsa oda layık olduğu şekilde cezalandırılmalıdır. Fakat bir Yahudinin öküzü bir Kenani’nin öküzünü boynuzlarsa ceza söz konusu olmaz”. Baba Kama 113b: Bir biraderin kaybolmuş koyunu derhal kendisine iade edilmediği takdirde, iade etmeyen şahıs cezayı hak etmiştir.

Fakat bu mal gayri Yahudiye aitse iş değişir. Gayri Yahudinin malı bizlerde kalmalı ve malı iade eden cezaya çaptırılmalı. Bu mevzuda Yahudi atalarına ati misaller verilir. “R. Phinehas B. Yair’e göre gayri Yahudi birinin malını iade etmek cürümdür.
Samoel ise şunu anlatır; gayri Yahudinin hatalarından istifade edilmelidir, bakır zanın ile bir gayri Yahudi’den altın bir kap aldım. Hem altın kabın altın olduğunu söylemedim hem de üstelik gayri Yahudiye vermem gereken 4 zuz (eski İbrani parası) yerine 3 zuz verdim.

Rabbi Ashi bir gün büyük bir şaraphanenin yanından geçerken duvardan sarkmış üzümler görmüş ve yanındaki uşağına “Git bak bakalım üzümlerin sahibi Yahudi mi, Yahudi ise toplamayalım, Yahudi değilse toplayalım” demiş.

Sanhedrin 76 b-76a: “Yehova bir gayri Yahudiye malını iade edeni kesinlikle affetmez” Burada gayri Yahudi kelimesine kamuflaj yapılmış ve “kuti” denmiştir. Bu gayri Yahudileri kuşkulandırmamak için ta o zamanlardan beri tatbik edilen bir usuldür. Sanhedrin 57a kısmının altındaki “5” numaralı notta şöyle ednmektedir: “Kuti” kelimesi “Goy” yani gayri Yahudi manasına gelir. Yahudi gayri Yahudi arasında ceza durumu: Talmud’un Sanhedrin 57a kısmı: Eğer bir kuti (gayri Yahudi) bir yahudinin malını çalar, gasp eder, Yahudiye ait güzel bir kadını kaçırırsa derhal bunları iade etmek mecburiyetindedir fakat aynı işler bir

Yahudi tarafından yapılırsa aldığı malları ve kaçırdığı kadını muhafaza edecektir. Gayri Yahudilerin öldürülmesi hakkında gene Sanhedrin 57a’da şu malumatı buluyoruz: “Bir kuti bir yahudiyi öldürürse cezaya çarptırılır fakat bir Yahudi bir kutiyi öldürürse cezaya çaptırılmaz”. Medeni okuyucu bu hususlar için “bunlar tarihtir artık hükmü kalmamıştır.

Yahudiler belki zaman içersinde ehilleşerek iyi mahluklar olmuşladır” diyebilir ancak şunu hatırlatmak isteriz ki bu emirleri ve kuralları yazanlar Yahudi belleğini oluşturmak için yazmışlar. Zaten bu belleğin ve stratejilerin dışına çıkanlar Yahudilik’ten de çıkıyorlar. Bizim ve dünyanın sorunu Musevi vatandaşlarla değil doğmatik ve şeytani emirlerle hareket eden Siyonist Yahudiler ve onların tabi oldukları insanlık düşmanı canice hazırlanmış komutlar. **** Kethuboth Rabbi Dr. Samuel Daıches London, 1936

Talmud’un en çirkin cinsi rezalet kısmı

KAFALARINDA SAPIK CiNSEL HOMOSEKSÜELLiK LEZBiENLiK

ENSEST iLiSKi TARZLARINI BU SEKiLDE HEYKEL MUMYA HALiNDE
TASARLAYIP DÜNYAYA YAYMAYA CALISTIKLARI FiKiRLERiNi MÜZE GiBi SERGiLEYiP KOYUYORLAR




Kethuboth” tur. Elimizdeki eski İbranice “kethuboth”lar ile haham Dr. Samuel Daiches ile Dr. Israel W. Slostski tarafından inceden inceye araştırılarak, İbranice bilmeyen yahidilere etüd için dağıtılankethuboth”da mevcuttur. Kethuboth 11b çocuklar için cinsi temas yapan büyükler ve ile cinsi temasta kullanılan çocuklar hakkında şu garip fikri ileri sürer:



Bir büyük küçük bir kız ile cinsi temas yaparsa bu göze girmiş bir parmak gibi kabul edilmeli. Keza bir çocuk bir kadınla temas ederse buda kadının cinsi uzvuna bir çubuk girmiş olarak kabul edilmeli.

Bir büyük tarafından bir çocuk baştan çıkartılıp ırzına geçirilirse bu ırza girme hadisesi olarak kabul edilmeli, bir büyük tarafından bir çocuk baştan zıkartılıp ırzına girilirse bu ırza geçme hadisesi olarak değerlendirimemeli;Nasıl ki gözyaşı tekrar ve tekrar yeniden insanın gözüne gelirse üçyaşından küçük iken cinsi temasta bir kızanda bekareti geri gelebilir”. Küçük yaşlarda erkeklerle yatmış bir kız çocuğu evlenirken bu vaziyeti kocasına bildirmeli aksi halde kan gelmez ve kocası da bu vaziyetten hoşlanmaz.

Kethuboth 11b devam ediyor;

bir Yahudi kızının bekareti iki yüz zuz (eski Yahudi parası) değerindedir. Bu pazarlıkla daha evvelinden verilebilir. Kethuboth 51b;Bir kadın kocasının izni ile parasını vererek kendisi ile cinsi bir şekilde alakadar olacak bir şahıs kiralarsa, bunda hiçbir kabahat yoktur.(Bunuda taktirinize ve düsüncenize bırakalım türkiyedeki ünlülerin kocalarının kendilerini aldatmalarında ne kadar hos görülü davrandıklarını ÖRNEK VEREREK KONUSMAK LAZIM HÜLYA AVSAR KONU ARSiMDE TÜRKİYEDEKi SABETAiSTLER KONUSUNDAN BULABiLiRSiNiZ....Bu yorum bana aittir yazarımızla bir ilgisi yoktur.)

fakat bu kiraladığı şahıs gayri Yahudi ise bu kabahattir zira kazançlı çıkan gayri Yahudidir
. Fakat aynı vaziyet, bir Yahudi erkeği ile gayri Yahudi bir kız arasında vuku buluyorsa zararı yoktur fakat Yahudi erkeği bu gayri Yahudi kızla evlenmemeğe çok dikkat etmelidir”.

Kethuboth 56a Bütün cinsi işler akşam karanlığında yahut karanlık odada yapılmalıdır. Sebebi açık havada böyle işler yapılsa herkes işini gücünü bırakır seyre dalar ve daha fenası işlerini yapacak yerde cinsi temas yapan adamı taklit etmeye çalışır. Fırıncının ekmeği yanar, üzümcünün üzümlerini gayri Yahudiler çalar, çanakçının çanağı elinden düşer kırılır, nöbetçinin gözü döner şehri düşman basar. Karanlıkta bu işi yapmanın bir başka sebebi de, eğer bu cinsi teması bir gayri Yahudi ile yapıyorsanız bu gayri Yahudi kimseyi şahit olarak gösteremez hatta kendisi bile yüzünüzü iyi göremez.

KETHUBOTH
111a “Yeryüzünde bütün memleketler İsrail toprağı yanında aşağılık kalır” Kethuboth 111b: “Dünyada hakimiyet sağlayacak en önemli unsurlardan biri çok üremektir. Bütün yeryüzündeki gayri Yahudiler eşektir. O gün geldiği zaman bunlar yer altında kendileri için kazılmış olan yerlere girip ebediyen yer altında yaşayacaklardır”. İĞRENÇ İLİŞKİLER Kethobuoth 76 a: “O adamki kızkardeşi ile beraber yatıp, kendilerini cinsi zevklere bırakırlar ve kız kardeşi bunu şikayet etmez, bunda bir kabahat yoktur fakat kızkardeş şikayette bulunursa bu işi tekrarlamamsı bu adama bildirilir”.

O şahıs ki daha annesi yaşlı değildir ve babası ölmüştür ve validesi yabancı erkeklerin koynuna girmek istemez ve kendi oğlu ile yatmak ister ve keza oğluda validesi ile yatmak isterse böyle bir vaziyette eğer bu işler zor kullanılmadan yapılıyorsa, bize düşen bir vazife yoktur t ki oğul evlenme yaşına gelip de başka bir kızla evlenmek talebinde bulunur ve validesi buna mani olmak isterse, oğul kendi karısının cinsi arzularını hem de annesinin cinsi arzularını tatmin etmeli ta ki validesi başka bir erkek buluncaya kadar.

Kethuboth 61b: “bir gayri Yahudi Yahudi kızından istifade ederse, bir Yahudi kadınını baştan çıkartırsa bir Yahudi çocuğunu kirletirse, Yahudi umumi bir Yahudi kadını ile temas edip kadına parasını vermezse cezaya çarptırılır. Eğer bir Yahudi umumi kadını kullanıp parasını vermemiş ise parası alınır ve değnekle dövülür, bir Yahudi kadınını baştan çıkartı ise ölünceye kadar taşlanır.(Bize demokrasi ve modernlik dersi vermeye calsısan GERiZEKALILARA BAKIN AHMAKLARA YOBAZLARA BAKIN ve türkiye de bazı ünlü sanatcıların da bu kurallara uydugunu biliyoruz insanlarıda cinsel yönden sapıtmaya calısıyorlar..

SU iLKELLiKLERE BAKIN SONRADA BU PiSLiKLERiYLE KARSIMIZA GECiP HANGi DEViRDE YASIYORUZ BEKARET ÖNEMLiMi NAMUS DiYE BiRSEY VARMI DiYEN HÜLYA AVSAR GiBi YOBAZ VE iLKELLER YOBAZLARLA YASIYORUZ VE iSiN KÖTÜSÜ ONLARIN BU SÖYLEMLERiNE ÖNEM VERiP GERCEGi BiLMEYEN MiLYONLARCA iNSAN)


Bir Yahudi kızını kirleten gayri Yahudi’nin başı yarım kesilir ve yavaş yavaş öldürülür. Bütün bunlar bilhassa gayri Yahudilerin önünde yapılmalı ki bunlara müthiş bir ibret olsun ve bizim dehşetimiz karşısında titresinler ve Yahudiye dokunmaya bir daha yeltenmesinler.” Şimdi de Talmut Yebamoth kısmına geçelim.

******* Yebamoth Dr. Israel W. Slotkı London, 1936 Talmud’un Yebamoth kısmı 59 a ve 59b Talmud’un bu kısmında son derece hoş bir şeymiş gibi kadınların birbiri ile ve hayvanlarla yaptıkları şehvani münasebetlerden bahsedilir. TAm dünyaya pornografiyi yayan zihniyetin kökenini öğrenmemiz açısından talmud’un bu bölümlerini çok sıkılmamıza rağmen hakikatler gün gibi açığa vermek amacıyla sizlerle paylaşmak istedik.
Sıkıldığınız yerde ne olur kitabı bırakınız.



Zira yazarken de biz sık sık bilgisayarımızın klavyelerindeki tuşlara basmaktan imtina ettik… Talmud’un Yebamoth kısmı 59 a ve 59b : “bir dul kendini tatmin için her türlü usulere başvurabilir”. Bir kadın sebepler göstererek hayvan ile hayvani münasebetleri ilerletirse bunda münasebetsiz bir şey yoktur.




Böyle işlere zevklere heveslenmeyen kadın bulunmaz. Bu sebepten bu gibi zevklere kedini veripte sonradan evlenmeyi düşünen kadını bir haham(Din adamı) bile alabilir. Bu mevzunun altında 4 numaralı notta aynı şey belirtilmekte ve gayri tabi bir şekilde çiftleşmiş bir kadını bir “baş haham” dahi alabilir denilmektedir.

Gene Yebamoth ” 59b” devam ediyor, Rabi Shimi b. Hiyya ya göre bir hayvanla ya da insan olmayan bir şey ile cinsi temas yapan kadını bir haham bile alabilir… Rabi R. Dimi’nin anlattığı bir misal ise şöyledir: harikulade çok güzel bir kadın sıcaktan biraz açık giyinmiş bir şekilde yeri silerken maruf köpeklerden biri kapıda zuhur etmiş….

Kısa bir zaman sonra da kadın bir rahiple evlenmek için izin alabilmiş. Fakat para ile kendisini satan bir kadın para mukabilinde müşterilere zevk vermek için bir köpekle cinsi münasebet yaparsa bu başka türlü kabul edilir ve Hahamlıkça hoş görülmez.

Yebamoth 60b’de iş daha ileri gitmiş olarak karşımıza çıkmaktadır. “Yahudiliğe döndürülmüş bir kız, üç yaşından bir gün fazla olursa bir haham onunla evlenebilir.


60b ‘not kısımlarında daha etraflıca malumat var ki bu malumatı vermeye ne benim ne de sizin sinirleriniz daha fazla kaldırmaya müsaade etmez. Son olarak Yebomoth 63a ‘da geçen yukarıdan dokuz, on, onbir ve onikinci satırlar aynen şöyle der,

“Elazar şöyle ilave etti: Adem bütün hayvanlar ile çiftleşmiş fakat Havva’nın verdiği tadı hiç birinde bulamamıştı”.

“YEBOAMOTH 103 b, Yılan Havva’nın içine müthiş bir şehvet sokmuştur”. Böylelikle insanlığın babası adem bütün vaktini hayvanların kucağında geçiriyor Havva ise Adem’den evvel bekaretini bir yılana veriyor demektir… “YEBOAMOTH 55 b, Böylelikle “o şahıski akrabası kız ile cinsi temas edip bekaret zarını yalnızca gevşetir. O adamdan şikayet edilmemelidir”. Ölmüş kadın ile temas o kadının hayattaki vaziyetinde iken yapılan temas gibi kabul edilir.

Kadın evli ise her ne kadar ölmüş olsa bile gene evli bir kadın olarak kabul edilir ham de ölmüş bir kadınla çiftleşmek meniyi ziyan etmek demektir”. Sanırım bu aşamadan sonra devam etmek hem şahsımı hem de okuyucumuzu üzecektir. Mesele anlaşılmıştır diyerek sırrı ifşa edilecek yeni bir kabal geçiyoruz. ***** Rabbi Dr. Samuel Daıches London, 1936 Talmud’un en çirkin cinsi rezalet kısmı “Kethuboth” tur.

Elimizdeki eski İbranice “kethuboth”lar ile haham Dr. Samuel Daiches ile Dr. Israel W. Slostski tarafından inceden inceye araştırılarak, İbranice bilmeyen yahudilere etüd için dağıtılan “kethuboth”da mevcuttur. Kethuboth 11b çocuklar için cinsi temas yapan büyükler ve ile cinsi temasta kullanılan çocuklar hakkında şu garip fikri ileri sürer: “Bir büyük küçük bir kız ile cinsi temas yaparsa bu göze girmiş bir parmak gibi kabul edilmeli. Keza bir çocuk bir kadınla temas ederse buda kadının cinsi uzvuna bir çubuk girmiş olarak kabul edilmeli.

Bir büyük tarafından bir çocuk baştan çıkartılıp ırzına girilirse bu ırza geçme hadisesi olarak değerlendirimemeli; “Nasıl ki gözyaşı tekrar ve tekrar yeniden insanın gözüne gelirse üçyaşından küçük iken cinsi temasta bir kızanda bekareti geri gelebilir”. Küçük yaşlarda erkeklerle yatmış bir kız çocuğu evlenirken bu vaziyeti kocasına bildirmeli aksi halde kan gelmez ve kocası da bu vaziyetten hoşlanmaz.” Kethuboth 11b devam ediyor; “bir Yahudi kızının bekareti iki yüz zuz (eski Yahudi parası) değerindedir.

Bu pazarlıkla daha evvelinden verilebilir. Kethuboth 51b; “Bir kadın kocasının izni ile parasını vererek kendisi ile cinsi bir şekilde alakadar olacak bir şahıs kiralarsa, bunda hiçbir kabahat yoktur fakat bu kiraladığı şahıs gayri Yahudi ise bu kabahattir zira kazançlı çıkan gayri Yahudidir.

Fakat aynı vaziyet, bir Yahudi erkeği ile gayri Yahudi bir kız arasında vuku buluyorsa zararı yoktur fakat Yahudi erkeği bu gayri Yahudi kızla evlenmemeğe çok dikkat etmelidir”. Kethuboth 56a Bütün cinsi işler akşam karanlığında yahut karanlık odada yapılmalıdır.

Sebebi açık havada böyle işler yapılsa herkes işini gücünü bırakır seyre dalar ve daha fenası işlerini yapacak yerde cinsi temas yapan adamı taklit etmeye çalışır. Fırıncının ekmeği yanar, üzümcünün üzümlerini gayri Yahudiler çalar, çanakçının çanağı elinden düşer kırılır, nöbetçinin gözü döner şehri düşman basar. Karanlıkta bu işi yapmanın bir başka sebebi de, eğer bu cinsi teması bir gayri Yahudi ile yapıyorsanız bu gayri Yahudi kimseyi şahit olarak gösteremez hatta kendisi bile yüzünüzü iyi göremez.

KETHUBOTH 111a “Yeryüzünde bütün memleketler İsrail toprağı yanında aşağılık kalır” Kethuboth 111b: “Dünyada hakimiyet sağlayacak en önemli unsurlardan biri çok üremektir. Bütün yeryüzündeki gayri Yahudiler eşektir. O gün geldiği zaman bunlar yer altında kendileri için kazılmış olan yerlere girip ebediyen yer altında yaşayacaklardır”.







DiKKAT
ANNENiN KOCASI

ÖLÜRSE ERKEK EVLAT EVLENiRKEN ANNESiNDEN iZiN ALIR...... SEBEBi EVLENiNCE BENi TATMiN EDECEKSEN BOS BIRAKIP KARINA DALMAYACAKSAN BERABER OLACAKSAK EVLEN YOKSA iZiN VERMiYORUM. ERKEK EVLAT ANNESiYLE CiNSEL iLiSKiYE GiRER...


İĞRENÇ İLİŞKİLER Kethobuoth 76 a: “O adamki kızkardeşi ile beraber yatıp, kendilerini cinsi zevklere bırakırlar ve kız kardeşi bunu şikayet etmez, bunda bir kabahat yoktur fakat kızkardeş şikayette bulunursa bu işi tekrarlamamsı bu adama bildirilir”.

O şahıs ki daha annesi yaşlı değildir ve babası ölmüştür ve validesi yabancı erkeklerin koynuna girmek

istemez ve kendi oğlu ile yatmak ister ve keza oğluda validesi ile yatmak isterse böyle bir vaziyette eğer bu işler zor kullanılmadan yapılıyorsa,


bize düşen bir vazife yoktur ki oğul evlenme yaşına gelip de başka bir kızla evlenmek talebinde bulunur ve

validesi buna mani olmak isterse,

oğul kendi karısının cinsi arzularını hem de annesinin cinsi arzularını tatmin etmeli ta ki validesi başka bir erkek buluncaya kadar.Yoksa bu evliligi istemez.



BiR YAHUDiNiN ViJDANININ KONUSMASI






Kethuboth 61b: “bir gayri Yahudi Yahudi kızından istifade ederse, bir Yahudi kadınını baştan çıkartırsa bir Yahudi çocuğunu kirletirse, Yahudi umumi bir Yahudi kadını ile temas edip kadına parasını vermezse cezaya çarptırılır. Eğer bir Yahudi umumi kadını kullanıp parasını vermemiş ise parası alınır ve değnekle dövülür, bir Yahudi kadınını baştan çıkartı ise ölünceye kadar taşlanır. Bir Yahudi kızını kirleten gayri Yahudi’nin başı yarım kesilir ve yavaş yavaş öldürülür.

Bütün bunlar bilhassa gayri Yahudilerin önünde yapılmalı ki bunlara müthiş bir ibret olsun ve bizim dehşetimiz karşısında titresinler ve Yahudiye dokunmaya bir daha yeltenmesinler.” Şimdi de Talmut Yebamoth kısmına geçelim. ****** Yebamoth Dr. Israel W. Slotkı London, 1936 Talmud’un Yebamoth kısmı 59 a ve 59b Talmud’un bu kısmında son derece hoş bir şeymiş gibi kadınların birbiri ile ve hayvanlarla yaptıkları şehvani münasebetlerden bahsedilir. Tm dünyaya pornografiyi yayan zihniyetin kökenini öğrenmemiz açısından talmud’un bu bölümlerini çok sıkılmamıza rağmen hakikatler gün gibi açığa vermek amacıyla sizlerle paylaşmak istedik.

Sıkıldığınız yerde ne olur kitabı bırakınız. Zira yazarken de biz sık sık bilgisayarımızın klavyelerindeki tuşlara basmaktan imtina ettik… Talmud’un Yebamoth kısmı 59 a ve 59b : “bir dul kendini tatmin için her türlü usulere başvurabilir”. Bir kadın sebepler göstererek hayvan ile hayvani münasebetleri ilerletirse bunda münasebetsiz bir şey yoktur.

Böyle işlere zevklere heveslenmeyen kadın bulunmaz. Bu sebepten bu gibi zevklere kedini veripte sonradan evlenmeyi düşünen kadını bir haham bile alabilir. Bu mevzunun altında 4 numaralı notta aynı şey belirtilmekte ve gayri tabi bir şekilde çiftleşmiş bir kadını bir “baş haham” dahi alabilir denilmektedir.

Gene Yebamoth ” 59b” devam ediyor, Rabi Shimi b. Hiyya ya göre bir hayvanla ya da insan olmayan bir şey ile cinsi temas yapan kadığn bir haham bile alabilir… Rabi R. Dimi’nin anlattığı bir misal ise şöyledir: harikulade çok güzel bir kadın sıcaktan biraz açık giyinmiş bir şekilde yeri silerken maruf köpeklerden biri kapıda zuhur etmiş….

Kısa bir zaman sonra da kadın bir rahiple evlenmek için izin alabilmiş. Fakat para ile kendisini satan bir kadın para mukabilinde müşterilere zevk vermek için bir köpekle cinsi münasebet yaparsa bu başka türlü kabul edilir ve Hahamlıkça hoş görülmez. Yebamoth 60b’de iş daha ileri gitmiş olarak karşımıza çıkmaktadır. “Yahudiliğe döndürülmüş bir kız, üç yaşından bir gün fazla olrusa bir haham onunla evlenebilir.

60b ‘not kısımlarında daha etraflıca malumat var ki bu malumatı vermeye ne benim ne de sizin sinirleriniz daha fazla kaldırmaya müsaade etmez. Son olarak Yebomoth 63a ‘da geçen yukarıdan dokuz, on, onbir ve onikinci satırlar aynen şöyle der, “Elazar şöyle ilave etti: Adem bütün hayvanlar ile çiftleşmiş fakat Havva’nın verdiği tadı hiç birinde bulamamıştı”. “YEBOAMOTH 103 b, Yılan Havva’nın içine müthiş bir şehvet sokmuştur”. Böylelikle insanlığın babası adem bütün vaktini hayvanların kucağında geçiriyor Havva ise Adem’den evvel bekaretini bir yılana veriyor demektir…

YEBOAMOTH 55 b, Böylelikle “o şahıski akrabası kız ile cinsi temas edip bekaret zarını yalnızca gevşetir. O adamdan şikayet edilmemelidir”. Ölmüş kadın ile temas o kadının hayattaki vaziyetinde iken yapılan temas gibi kabul edilir. Kadın evli ise her ne kadar ölmüş olsa bile gene evli bir kadın olarak kabul edilir ham de ölmüş bir kadınla çiftleşmek meniyi ziyan etmek demektir”. Sanırım bu aşamadan sonra devam etmek hem şahsımı hem de okuyucumuzu üzecektir. Mesele anlaşılmıştır diyerek sırrı ifşa edilecek yeni bir kabal geçiyoruz.
Read On 0 yorum

KAYBOLUSLAR VE GEN BULUSU YARI KADIN YARI ERKEKLIK

12:37

GiZEMLi KAYBOLUSLAR

Kenya'daki Rudolf Gölü'nün ortasında "Envitened Adası" bulunuyor. Yerel kabile "Dönüşü Olmayan Ada" diyor. Yerel halk bu adada yaşamıyor. Cünkü inançlarına göre ada, lanetli bir yer.

İngiliz araştırmacı bilim kadını Vivian Fush 1935'te adayı incelemek üzere Kenya'ya gitti. Ekibinden iki kişi Martin Sheflis ve Bill Dayson adaya gittiler. 15 gün sonra hala dönmemiş olan iki araştımacıyı bulmak için adaya hareket eden bir kurtarma ekibi, iki araştırmacıdan tek bir iz bile bulamadan döndü.

Yerel halk, Fush'a bu adada yaşayn insanların da aynen bu şekilde, bir gün aniden ana karaya gelmediklerini, adaya gidenlerin ise tamamen terk edilmiş bir "hayalet köy"le karşılaştıklarını anlattılar. Adanın esrarı ise bugüne kadar çözülemedi.

Amerikan "History of Scientist" dergisinde de 30 Temmuz 1969'da Ontario'nun Picton kasabasında meydana gelen ve halen esrarını koruyan olaya geniş yer verildi. 30 Temmuz 1969'da, 13 yaşında bir çocuğun, güpegündüz, arkadaşlarıyla meydanda top oynarken, arkadaşlarının ve komşularının gözleri önünde yok olduğu anlatılıyor. Çocuk 2 gün sonra meydana yakın bir yerde yeniden ortaya çıktı. Tüm incelemelere rağmen çocuk, bu 2 gün içinde ne olduğunu hiç hatırlayamadı.

Halen esrarını koruyan benzer bir olay ise "Betty ve Barney Hill Olayı". ABD'nin New Hampsire bölgesinde Whitfield kasabasında yaşayan çift, Eylül 1961'de, tatilden evlerine arabalarıyla dönerken, yolda yok oldular. Çift, arabayla bir kasabayı geçer geçmez parlak bir ışık gördüklerini hatırlıyorlar. Ancak yok oldukları yerden 20 kilometre uzakta 2 gün sonra ortaya çıktıklarında, bu 2 gün içinde ne olduğunu, ne yaptıklarını hiç hatırlamıyorlar. Üstelik onların arkalarında seyraden 2 araç, Hill çiftinin araçlarıyla birlikte bir anda yok olduklarını doğruladılar.

Hill çiftini ve yok olduklarını gördüklerini söyleyenleri inceleyen doktorlar, psikiyatri uzmanları ve hatta konuştukları astrofizikçiler bile tamamen sağlıklı olduklarını belgelediler. Ama olay esrarını hala koruyor.

Moskovalı Oksana Volkova'nın hikayesi de günlerce Rus medyasını meşgul etmişti. Bir kış günü akşam saat 18.00 sularında markete gitmek üzere evinden çıkan Oksana'nın, alacakaranlıkta da olsa, sokakta bulunan 10 kadar kişinin gözleri önünde yok olduğu anlatılıyor. Oksana, üç gün sonra kendisini evinden 100 kilometre uzakta bulduğunu söylüyor. Ama oraya nasıl vardığını, üç gün boyunca ne yaptığını bilmiyor. Beyin MR'ı çekildi, testlerden geçirildi, hipnozla konuşturuldu ama başından geçenler aydınlatılamadı.

Başkalarının gözleri önünde yok olan inasanlarla ilgili anlatılanlar, genellikle kuşkuyla karşılanır. Aynen Bermuda Üçgeni hakkında anlatılanlar gibi. Ama "Şeytan Üçgeni" olarak da bilinen "Bermuda Üçgeni"nde yok olan Amerikan savaş uçakları ve gemilerin izine bugün hala rastlanamadı. Bir açıklama da getirilemedi. Uçakların, gemilerin yok oluşunu bazı bilim adamları "oarada bir zaman kırılmasının ya da bir zaman fayının oluştuğu ve o anda orada bulunanların başka boyuta geçtikleri" şekilnde. Ne var ki bu tez da kanıtlanamıyor.

Ancak son zamanlarda Rus ve İsveçli bilim adamlarının ortaklaşa yürüttükleri çalışmaları, "kuantum nakli" alanında ilginç sonuçlar verdi. "Kuantum nakli" ile biyolojik bir obje hakkındaki enformasyonun her mesafeye ani transferinin mümkün olduğunu keşfettiler. Deneyler sırasında fareler kullanıldı. Elde edilen sonuçlar hakkında sadece küçük bilgiler sızdı
AÇIKLAMA ÖNEMLi!!!
Kimsenin aklına garip seyler gelmesin bu olaylar bir takım insanlar tarafından yapılıyor bu insanlar bir takım geceleri takip ederek o gece dogan cocukları buluyorlar ve takkibe alıyorlar 6 yaşına gelene kadar takip eden bu adamlar cocugun ailesine sunu söylüyorlar biz bu cocugu takip ettik bu gece dogdu böyle böyle özellikleri var biz bu cocugu egiticez.aile verirse verir vermezsse bir yolunu bulur gizemli bir kaybolus süsü vererek kacırıyorlar. Diceksinizki bu özellikler ne mistik gücler enerji coklugu his gücü beyin ve düsünce gücü odaklanma ve durugörü yani 3 gözü acık kimse demek bu özellikler dogudtan bu insanlarda var olan bir özelliktir. Bu insanları kullanmadaki istemelerindeki amac nedir:Bu insanları alıyorlar egitiyorlar ve kendi amacları icin kullanıyorlar.özellikle yahudiler ve dünyanın dört bir yanında yahudiler icin calısan onların himayesinde olan kimseler.Konu arsivimde dünyayı yöneten 10 adamı uzun uzun yazdım bu gruplar icin calısılıyor.gizli bilgileri elde etmede devlet baskanların niyetlerindeki beyinlerindeki düsünceleri niyetleri calmada anlamada kullanıyorlar.Yetistiriyorlar her alanda yetenegi istegi neyse o yöne ceviriyorular ve ekonomistse ekonomik düzen ve kapitalizm sermayesindeki adamlara brifing veriyor fikir veriyor akıl vererek yön verip danısmanlık yaparak sorunları en kısa ve en zararsız halde atlatabilmelerini saglıyor. Gercek anlamda bir takım oyunu fen dalına yetenegi olanlar genetik moleküler genetik üzerine calısıyorlar genlerle oynuyorlar çünki bununda bir amacı var tüm dünyayı degistirmek istiyorlar cinsiyetlerini dinlerini beyinlerini robot gibi insanlar olsun istiyorlar. iletisim yetenegi olanları proje ve tez gelistirterek dünya medyasını ellerinde tutmayı saglıyor ve haberler ve insanların düsünceleri o yöne cevrilerek istenilen amac yerine oturmus oluyor böylece insanlar onların istedikleri seyleri düsünüyorlar ve durumun aslından habersiz gündelik hayatı yasıyorlar.Acıları,,, olması gerekiyordu diyerek durum bu yapacak birsey yok diyerek kendilerini bir bakıma avutuyorlar. Uzaylıların varlıgından söz ediyorlar bunun var oldugunu hatta 7 alemde yasayan varlıkların oldugunu zaten biliyoruz hep bu gezegende yalnız olmadıgımızı vurgulayan bir kesim var zaten 7 alemden ve bu alemlerin icinde yasayan varlıklardan kuran-ı kerimimiz söz ediyor ve söylüyor. Peygamber efendimiz (s.a.v) allah'a dua ediyor ve bu alemleri görmek istedigini söylüyor yüce yaratan efendimizi arşa aleme yükselterek bu alemleri gezdirtiyor.Bir aleme geliyor kücücük yaratıklar peygamber efendimiz konusuyor onlarla onlar anlamıyor fakat efendimiz onları anlıyor.Diger aleme geciyor.Orda ise insan boyunun 3 misli büyüklügünde varlıklar peygamber efendimiz o onları anlamıyor onlar peygamber efendimizi anlıyorlar yani tam zıttı diger gezegenle diger alemler ise ruhani boyutların ve vazifeli varlıkların mekanları ve birde herkesin bildigi üzere cinler alemide zaten mevcut olan bir alem.
irfan özgüzel
VCTD
GELiN SiMDiDE DiGER OYUNLARA BAKALIM iNSANLARIN ÜZERINDE DAHA BIRCOK OYUN DÖNDÜRÜYORLAR
YARI iNSAN YARI HAYVAN
İngiltere işte bu tartışmayla sarsılıyor. "Yarı insan, yarı hayvan, hibrid embriyolar"ın geliştirilmesi için düğmeye basıldı. Gerekli iznin çıkması için tasarı parlamentoya geldi. Parlamenterler oy kullanacak. Hekes vicdanıyla baş başa. Bazıları o kadar karşı ki istifayı bile göze alabileceklerini söylüyor. Ama bilim adamları, bu "yarı insan yarı hayvan embiyoların" hücrelerini kullanarak birçok hastalığa çare bulabileceklerini savunup, tasarının geçmesi için bastırıyor.

İngiltere'de 200'ü aşkın tıbbi kuruluş ve yardım derneği, parlamentonun her bir üyesine gönderdikleri mektuplarla, hükümetin insan ve hayvan DNA'sı kullanarak hibrid embriyo oluşturma planlarını desteklemelerini istedi.

"Ahlaka ve insana saygısızlık"

Yasa tasarısı, bir dizi kilise liderinin sert eleştirilerini getirmiş, bazıları bu girişimi ahlaka ve insan yaşamına saygısızlık olarak değerlendirmişti. Yardım dernekleri ve tıp kuruluşları, embriyoların sadece tıbbi araştırmalarda hücre üretmek amacıyla kullanılacağını savunuyor.

Önümüzdeki aylarda İngiltere parlamentosunda görüşülecek olan tasarı, hayvan yumurtalarına insan genleri karıştırılmak suretiyle hibrid embriyolar yaratılmasına izin verecek.

Alzheimer ve Parkinson tedavisi için önemli

Tasarı, Parkinson ya da Alzheimer gibi henüz çaresi bulunamamış hastalıklardan muzdarip kişiler ve bilim adamlarının büyük desteğini görüyor. BBC muhabiri Jasmin Souesi'nin aktardığına göre, mevcut tartışma, parlamento üyelerinin, 'kendi vicdanlarına ya da partilerinin talimatlarına göre oy kullanma hakkına sahip olup olamayacakları' etrafında dönüyor.

Parlamenterler vicdanlarına göre oy kullanacak

Geçmişte İngiliz politikacılara, bazen 'vicdani meseleler' diye tabir edilen konularda özgürce oy kullanma hakkı verilirdi. İşte kilise liderleri, kök hücre meselesinde de benzer bir tutum izlenmesini umuyorlar. Özellikle Katolik Kilisesi üyeleri, insan yaşamının kutsallığına saldırdığı gerekçesiyle bu tasarıya karşı çıkıyorlar.

Ama Anglikan kilisesi liderleri de geri kalmıyor, York Başpiskoposu John Sentamu, dinin gözardı edilemeyeceğini, çünkü İngiltere'nin Hristiyan prensiplerine dayanarak kurulduğunun altını çiziyor.

Parlamento'da oylanacak

İngiltere'de önde gelen ve halkın yakından tanıdığı bir isim olan, üreme uzmanı Robert Winston, kilisenin halkı, araştırmalar konusunda yanlış yönlendirdiğini savundu. Anlaşıldığı kadarıyla, en az üç bakanın önerilen yasa tasarısı konusunda çekinceleri var. Ama hükümetin önerdiği bir tasarıya karşı oy kullanmaları da mevkilerini kaybetmeleriyle sonuçlanabilir. Parlamentoda ilk kez Şubat ayında görüşülen tasarının bir daha ne zaman tartışılacağı bilinmese de hükümetin gündeminde büyük yer teşkil eden bir yasa taslağı olduğu muhakkak.

Dünyayı yöneten 10 adam 12 yahudi aile haberimde verdigim bilgilerde oldugu gibi bu grup bir takım insanları kullanarak özel arastırma ekipleri kurarak dünyanın en stratejik en önemli sahalarını ele gecirmis durumdalar.Bunlar finans sektörü (bankalar,borsa,ticaret ithalat ihraacat,vs),tıp sahasının tümü(bir takım hasatalıklarda bunların isidir örnek olarak aidsikus gribi,es cinsellik,homo seksüellik ki kendileride buna egilimlidirler),din isleri dünyanın tüm dinlerini sabote etmislerdir tüm tarikatlar ve meshepler istisnaları haric olmak üzere bunlardan sorulur (naksibendi tarikatı süleymancılar nurcular avenjelistler ermeni hristiyanlar haclı konseyi vs,herkesin bildigi üzere soguk savas bitti sıcak çatışmalar ve savaslar günümüzde artık sıkca duyular haberler arasında hedefleri 22 islam devletini vurmak yok etmek ve müslümanların kabe kadar önemli olan mescidi aksamızı yıkıp yerine süleymanın mabedini insaa etmek ve tahtını kurup mesihi beklemek fakat bunların mesihi farklı hristiyanlarla aynı mesihi beklediklerini söylüyorlar fakat öyle degil yalan onlar hz davut'u bekliyorlar.hristiyanlarda hz isa tekrar gelecek gelmesi icin sartlar var yani bozgunculuk terör ve islam ülkelerinin yok olması ama buda bir yalan çünki kuranda bildirildigine göre mehdi gelecek önce ahir zamanda mehdi peygamber efendimizin ehli beytidir. Hz Ali ve 12 imamın en sonuncusudur hz mehdi.HzMehdinin gelisiyle bolluk gelecek müslümanlar arasındaki meshep ayrılıgı bitecek son bulacak bolluk ve berekete kavusacak topraklarımız.Bir yandan bu dünyayı yöneten siyonizmciler yani seytana tapanlar ki bunu ortadan kaybolan aniden yokolan topluluk mayalarda anlattık konu arsivimden bulabilirsiniz orda seytan ayinleri ve kan hasatları vardır.Yılın belli tarihlerinde ayin yaparak kral seytanı cagırır ve konusur seytan kan ister ve kan hasadı denilen hasat baslar ve masum binlerce insan yok yere heba olur ölür dikkat ederseniz bir takım catısmalar belli zamanlarda meydana gelir bir tasla hem 3 kus vururlar hemde seytanın emrini yerine getirirler. seytani ayinler yapan bu grup yurt dısındakiler degil tüm dünyada örgütlenmis mevzilenmislerdir ve gizlidirler.Türkiyedekiler ise sabetaistler ve masonlardır. masonları ve gizli tarihlerinide konu arsivimden okuyup ögrenebilirsiniz.
irfan özgüzel VCTD
AÇIK iSTiHBARAT

İsrail tarih boyunca dünya sahnesine sembolik birer proje olarak bazı şahsiyetler çıkardı. Bunlardan biri 2007 versiyonu olan Fransa cumhunbaşkanı Sarkozy'dir. Tıpkı Hitler'in ayrı bir versiyonu gibi. Fakat amacı Hitler'inkinden farklı.

Planı, Avrupa Birliği'ni Yahudileştirmek ve yönetmek. Burada 1O Temmuz 2007 Salı tarihli Millî Gazete'sinden "Avraam Burg İsrail'in ölümü ve Süt Kovası" başlıklı yazıdan kısa bir alıntı sunmak istiyorum:

Haberşöyle: "İsrail'de yayınlanan bir gazeteye açıklama yapmış. Biz Türkiye Yahudilerinin yayın organı Şalom'dan aldık. Açıklamasında çok önemli ayrıntılar var. Birincisi, Avrupa Birliği'ne ilişkin. Bakın Ünlü Yahudi siyasetçi Avraam Burg ne diyor: "Avrupa Birliği Tevrat Kaynaklı bir ütopyadır. Birliğin ne kadar zaman sonra sağlanabileceğini bilmiyorum ama tümüyle Yahudi temellere dayandığı kesin"

Hukukta bir tabir vardı; "En kuvvetli şahitlik, Hasmın şahitliğidir"

Bu şahitliğin üzerine başka ayrıntılarda ekleyebiliriz. Avrupa Birliği'nin 12 yıldızlı bayrağını Paul Levi adındaki Musevi asıllı bir Belçikalı'ya ait olması, 12 Yıldız'ın da İsrail'in dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmış İsrail'in 12 Kabilesini simgelemesi gibi...

Avrupa Birliği Hristiyan-Yahudi işbirliğinin en büyük örneklerinden biridir. Ortak düşmanları ise İslam Dünyasıdır. Hasmın şahadeti ortadadır.

"İsrail öldü!" diyor Burg. "Henüz haberi bize ulaşmadı ama ne yazık ki öldü..."

İsrail'in artık bir Yahudi ülkesi olmadığını söylüyor ve İsraillilere kendisinin yaptığı gibi ikinci bir ülkenin vatandaşlığını almalarını öğütlüyor. Kendisi de Fransız vatandaşlığı almış."

Bu haber çok şey anlatıyor. Bu projenin baş kahramanı dünya sahnesine çıkarılmış 2007 model Sarkozy. Aynen daha önce çıkarılmış diğer figüranlar gibi.

Mesela: Che Guevara. Desek ki bu şahıs İsrail kasabı Ariel Şaron'un akrabasıdır ve Şaron da Che Guevara'nın dayısının oğlu. Che'nin annesi Rus asıllı Yahudi Celia de la Serna Arjantin'e göç eder ve ismini değiştirir. ( Theodor Herzl'e bir Yahudi devleti'nin nerede kurulacağı sorusuna karşılık Herzl, iki öneride bulunur: Filistin yada Arjantin.) Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te mühendis Ernosto Guevara Lynch ile evlenir. Bu evliliktenChe doğar. Che'nin annesi 1965 tarihinde ölürken bu aile sırrını Che'ye verir belgelerle.

Che'nin dayısı Samuil Filistin'de hayatını sürdürmüş. Ayrıca Che'nin annesi Şaron'la birlikte yaşamıştır. Che 1960'lı yıllarda İsrail'e sık sık gizlice isim değiştirerek giriyor. Ariel Şaron kontrolünde buradaki dinî Yahudi okullarında eğitim alıyor. Sonrası malum: "Dünya sahnesi"ne çıkarılıyor. Tıpkı daha önce çıkarılan onlarca figüran gibi.

ÜFÜRMELER VE MASALLAR

Son yıllarda gündemin modası haline gelen küresel ısınma, kuraklık ve kıyamet senaryoları gibi meselelerin aslı tam olarak anlatıldığı gibi değil. Yüzyılın büyük planlarından birisinin kod adı : " İZRYEHOSA=2014 "( İsrailoğulları Yahova Beklenen Kralı. Krallığın beklenen tarihide 2014) olan büyük senaryonun bir parçasıdır. Hareket planı tüm dünya insanlarının zihninde kuraklığa bağlı küresel bir felaketin senaryosunu yerleştirmektir. Korku psikolojisi ile bu operasyona beş yüz milyar dolar kadar (bilinen) finans sağlanmıştır. Dünya çapında kampanyalar düzenlenerek, yazılı ve görsel medya kullanılarak insanlığa bu bilinç aşılanmaktadır.

Dev kampanyalar (özellikle ikinci, üçüncü dünya ülkeleri ve tabi ülkemizde) düzenlenip küresel felaket haberleri günlerce medya yolu ile halka sunulmuştur. Bu kampanyalar için çeşitli kaynaklar bazı medya ve tv kuruluşlarına destek vermiştir. Bu konuda bazı kurumlar aracı olmuştur. Görünüşte her şey legaldir.

Bu işlerin dünya çapındaki oyuncuları, bilim adamları, gazeteciler, kurum ve kuruluşlar sempozyumlar ve etkinlikler düzenleyerek destek olmuşlardır. Gerçek amaç Büyük Ortadoğu Projesinin temel sebebi olan Büyük İsrail Projesi ile bizzat alakalıdır. Bu korku havası ile İsrail, emelini gerçekleştirmek istediği topraklardaki insanları kendi istekleriyle ya da metazori olarak göç ettirmek istemektedir. Değerli madenler ve su yatakları bu projenin bir parçasıdır. Yanlış politikalar yüzünden yurdumuzda da tarım toprakları, su yatakları ve göller hızla kurutulmaktadır. Dikkatinizi çekerim kurumamakta; KURUTULMAKTADIR.

Birçok resmi belgede şu ibareler yer almaktadır: "Kuruyan göllerin sularının çekilme nedeni yanlış tarım ve sulama politikalarıdır." Yağmurun yağmaması ve kuraklık belli aralıklarla belli senelerde görülmektedir. Ana sebep bu değildir. Bu tetikleyici bir sebeptir sadece. Mesela yağan yağmuru tutacak yeterli baraj yapılmamaktadır. Daha birçok örnek verilebilir. Bizim anlatmak istediğimiz küresel felaket senaryosunun aslında bir İsrail projesi olmasıdır. Tohumlarımızın nesli bilinçli şekilde tüketilmiştir.

Genetik tarım adı altında İsrail'den tohum alınmaktadır. Genleri ile oynanmış bu tohumların Türk insanının genetik yapısına uygun hastalık hormonları taşıdığı ehlince araştırılsa ortaya çıkacaktır. Karakıta Afrika'daki 12 ülkede, elmas madenleri yüzünden aynı şer güçler AİDS mikrobunu yaymışlardır. Ve tıpkı küresel felaket senaryo yalanı gibi AİDS hastalığı da büyük kampanyalar sonucu insanlığın zihnine enjekte edilmiştir.

Her ülkenin kültür ve inanç yapısına göre AİDS hastalığının bir homoseksüel hastalık olduğu beyinlere kazınmıştır. Oysa istatistikler bunu yalanlamaktadır. Çıktığı günden bugüne kadar AİDS'ten ölen insanların % 82,7'si kadındır. Araştırmak isteyenler intenette AİDS ile alakalı istatistiklere girebilir. Çarpıcı bir başka durum ise bu hastalığın Afrika'nın sadece 12 ülkesinde 35 milyon kişiyi öldürmesidir. 12 ülkenin özelliği bu ülkelerin hepsinde değerli elmas madenlerinin bulunmasıdır. Madenleri işletenlerin %100'ü Yahudiler ve batılı beyazlardır. Bir başka çarpıcı gerçekte 12 ülkede 35 milyon insanı öldüren AİDS mikrobu sadece siyahları öldürmektedir ve bu ülkelerdeki beyaz efendilere bu hastalık bulaşmamaktadır. Nedeni AİDS mikrobunun sadece siyahları öldürecek şekilde genlerine uygun olarak üretilmesidir. (Tohumlara dikkat) Bunları da istatistiklerde bulabilirsiniz. Peki ne olmuştur?

Bu AİDS hastalığı dünyaya lanse edildikten sonra Afrika'daki zenciler iğfal edilmiş, aç bırakılmış ve milyonlarca insan soykırıma uğramıştır. Çıkartılmak istenen sonuç: "Bütün bunların sorumlusu AİDS hastalarıdır(!)"

Çünkü o topraklar siyonizmin ve batılı güçlerin rüyalarını ve kurdukları haremlerdeki kadınların boyunlarını süslemektedir. Gelelim küresel felaket çığırtkanlıklarına. Burada yapılmak istenen yukarıdakilerle aşağı yukarı aynıdır: İnsanlar göç ettirilecek ve bu insanlar kuraklığa bağlı kolera, tifo veya adı sanı duyulmamış hastalıklar yayılarak telef edilecek(!) ve bu topraklar boşaltılıp İsraillilerin yerleşmesine zemin hazırlanacak. Dilerseniz bir beyin fırtınası yapalım: Topraklarımızda bu tip olaylar olsa, devletten de kanun çıksa ve buralar terk edilecek dense ne olur? Ankara'da suların kesilmesinde kuraklığa bağlı yağmurun yağmayışı sebep gösterilerek medyaya bir sürü bilgi yansıdı. Ankara belediye başkanı Ankaralı hemşerilerine Ankara dışına tatile çıkmalarını önerdi. Bu tamamen iyi niyetli bir öneri olmasına rağmen demek ki zaruri hallerde böyle öneriler resmi olmasada şifahen mümkün olabiliyor. Bu örneği vermemizin sebebi Allah korusun çok ciddi bir kuraklıkta devletin politikasının ne olacağı hakkındaki merakımızdır.

Küresel felakete ve kıyamete dini açıdan bir bakış

Hiçbir insanın ya da toplumun gücü kıyameti koparmaya yetmez, kıyametin sahibi Allah'tır. Rahman suresinde insan, yaratılışın dengesini bozmaması yönünde uyarılır. Bazı ayetler insanın bozduğu denge yüzünden cezasını çekeceğini söyler ama insanoğlu kıyameti asla koparamaz.

Tabiri caizse Allah dünyayı bir ev gibi yaratmış, evi yerli yerince dayamış döşemiş ve anahtarlarını insana vermiştir. Bu insan evin içindeki her şeyi bozabilir, iradesiyle evi çöp eve çevirebilir lakin evi yıkamaz buna gücü yoktur. Çünkü evin yani mülkün sahibi Allah'tır. Bir örnek daha: "Kıyametin vaktini yalnızca Allah bilir." (Lokman süresi 30. ayet ) Bu ayete göre beşer kıyameti yapma gücüne sahipse yapacağı vaktide biliyor demektir ki bu yüce İslam inancına, yüce kitabımız Kuran'a terstir. İstedikleri kadar nükleer bomba patlatsınlar, istedikleri kadar daha bilmediğimiz operasyonlar yapsınlar İsrafil Aleyhisselam sûra Bush'un, İsrail'in veya bir başka şer gücün bombasının sesiyle üfleyecek değildir.

O yüce Allah'tan aldığı emir ile sûra üfler. Anlatmak istediğimiz dünya küresel şeytanların üflemelerine gelmeyecektir. Küresel felaketin bu anlattığım çerçevede tekrar düşünülüp araştırılmasını istirham ediyorum.

"İZRYEHOSA=2014" kodu ile kodlanan, İsrail'in Yahovasının beklenen krallığını daha çok bekletelim. Türkiye bu tür anlaşmalara imza atmaz. Sevgilerimle

Read On 1 yorum

TÜRKIYE GIZLI AYiNLERIN MERKEZI OLDU

12:32
Türkiye'deki localarda olağanüstü hareketlilik var. Türk ve Yunan Masonlar, Tapınak Şövalyeleri'nin Rodos adasındaki tarihi mabedinde ilk kez biraraya gelerek ayin yaptı. ÖNCE MASONLUGUN AMACINI SEYTANA TAPMA AYiNLERİNİ ÖGRENELİM

Türkiye'deki Bodrum Locası'ndan 21 kişinin katıldığı ayini 'Yunanistan Büyük Üstadı' yönetti.

Rodos adasındaki Tapınak Şövalyeleri'nin 'Büyük Mabedi'ni restore ederek yeniden ibadete açan Yunanistan Büyük Mason Locası, açılışı tarihi bir ayinle gerçekleştirdi. Türkiye Büyük Mason Locası'na bağlı Bodrum Locası Üstad-ı Muhteremi Ataman Tomruk'un da aralarında bulunduğu 21 mason, Rodos adasında giderek açılış ayinine katıldı. Tapınak Şövalyeleri'nden kalma 'Büyük Mabet'te hiç biraraya gelmeyen Türk ve Yunan Masonlar ilk kez aynı çatı altında ayin yaptı.

MÜZEYİ TEKRAR TAPINAK YAPTILAR

2006 yılında Yunanistan Kültür Bakanlığı, Rodos adasında Tapınak Şövalyelerinden kalma bazı binaları, restorasyon çalışmaları karşılığında Kleoveolos Locası'na tahsis etti. Yunanistan Büyük Mason Locası'nın da izniyle bu binalarda Türk masonlarla ortak ayinler düzenleme kararı alındı.

TÜRKLERE ÖZEL DAVET

Yunan Büyük Locası'nın katkılarıyla, tarihi eser statüsündeki çok sayıda eser ve Tapınak Şövalyeleri'nin ibadetleri için kullandığı 'Büyük Mabed' Kleoveolos Locası tarafından restore edildi. Müze olarak kullanılan 'Büyük Mabed' restore edilirken tekrar ibadet edilecek şekilde tasarlandı. Bina ve mabetler kullanıma hazır hale gelince ilk ayin için Kleoveolos Locası 2007'nin başlarında Türkiye'deki Bodrum Locası'nı adaya davet etti. Türkiye Büyük Mason Locası'na bağlı Bodrum Locası Üstad-ı Muhteremi Ataman Tomruk'un başkanlığındaki 21 mason, turistik bir feribotla 22 Nisan günü Rodos'a hareket ettiler.

GİZLİ AYİN 22 NİSAN GECESİ

22 Nisan'ı 23 Nisan'a bağlayan gece de Rodos adasındaki Tapınak Şövalyeleri'nden kalma, kısa süre öncesine kadar "müze" olan tarihi 'Büyük Mabet'te ortak ayin yapıldı. Böylece uluslararası masonik organizasyonlarda biraraya gelmeyen İngiliz 'ritin'ine (üst organizasyon) bağlı Türk masonlar ile İskoç 'ritin'ine bağlı Yunan masonları ilk kez ortak bir ayinde aynı çatı altında buluştu.

DERGİDE 'TURİSTİK GEZİ DEĞİLDİ' İTİRAFI

Mahalli basında o tarihlerde bu ziyaretten bahsedilmiş, ancak loca yöneticileri, gezinin sadece turistik amaçlı olduğunu ve masonik bir etkinlik yapılmadığını ileri sürmüşlerdi. Ancak Masonların yayın organı olan Tesviye dergisi son sayısında, 22-23 Nisan tarihleri arasında Rodos'a yapılan ziyaretle ilgili tartışmalara açıklık getirdi. Özden Vardar tarafından kalema alınan yazıda, gezinin turistik amaçlı olmadığı ilk kez açıklandı. Yazıda tarihi ayin detaylarıyla anlatılırken, gezinin masonlar açısından önemine de değnildi.

'Mabede önce çıraklar girdi sonra ustalar'

Masonların yayın organı olan Tesviye dergisinin son sayısında Özden Vardar tarihi gezi ve ayini şöyle anlattı: "Rodos'lu Kardeşlerin davetlisi olarak Rodos'a gidildi. Atina'dan Rodos'a gelen Yunanistan Büyük Locası Büyük Üstadı ve Büyük Üstat Kaymakamı ile tanışıldı. Daha sonra birlikte Mabede gidildi. Mabet, eski Rodos Şovalyeleri'nden kalma, eski bir taş binadaydı. Toplantı başlarken Mabede, önce çıraklar sonra kalfalar ve üstatlarla görevliler sırayla alındılar. En sonunda da Yunanistan Büyük Loca'sı Büyük Üstadı ve Büyük Üstat Kaymakamı alındılar. Eski ve Kabul Edilmiş Skoç ritinde çalışan Rodos Locasında çırak derecesinde, bizimkinden çok farklı bir tekris töreni ilgiyle izlendi. Tören sona erdiğinde Büyük Üstat bir konuşma yaptı. Büyük Üstat, 'Türkiye'den gelen Kardeşlerin ziyaretlerinden büyük mutluluk duyduğunu' belirttikten sonra, 'bu önemli gecede bulunmak için Büyük Üstat Kaymakamı ile Atina'dan geldiklerini' söyledi. 'Türk ve Yunan Localarının karşılıklı olarak çalışma yapmalarının en büyük hayali olduğunu' söyleyen Büyük Üstat, Bodrum Locasının ziyaretinin, bu büyük hayalinin gerçekleşmesine yardımcı olmasını diledi.” Yazıda ayrıca, Bodrum Locası'nın Rodos ziyaretlerinin süreceği belirtilirken, Kleoveolos Locası'nın da Bodrum'a davet edildiğinin altı çizildi.

Komşu biraderler hiç buluşmadı

Türkiye ile Yunanistan arasında zaman zaman yaşanan krizler nedeniyle her iki ülkenin mason teşkilatları bugüne kadar ortak projelere imza atamadılar. Hatta Türkiye ile Yunanistan masonları, devletleri nezdinde zor durumda kalmamak için farklı ritinlere (İskoç ve İngiliz-Amerikan) bağlı biçimde örgütlenerek, uluslararası masonik etkinliklerde biraraya gelme "riskinden" de kurtulmuş oldular. Ancak bu durum, geçtiğimiz yıl Yunanistan Büyük Locası'nın yaptığı girişimlerle Tapınak Şovalyeleri'nden kalma tarihi bir mabette yapılan ayinle tersine döndü.

urtlar vadisi gerçeğin ta kendisidir hatırlarsanız baronu bir kilise yada eski bir mabette önce sorguladılar sonra sırtından vurup öldürdüler. ve cesedi bir dönem fatihin istanbulu alıp esirleri çıkarttığı ama o sıralarda rastladığı keşişe remil attırdığı yere attılar cesedini.rolde olsa gerçeğin ta kendisi.
AYİNDEN GÖRÜNTÜLER '' iste kurtlar vadisi dizisinin gercegi yansıtısı'' Türkiye 'Gizli Ayinler' merkezi oldu izli ve ayin kelimeleri nedense insanları hem merak ettirmiş biraz da ürkütmüştür. Nede olsa gizli, bilinmeyen ve ürkütücü… Bu gizli toplantılarda neler yapar ne kararlar alırlar hiç bilmeyiz. ÖNCE OKUMADAN SUNU DA IZLEMENIZI ISTERIM ÜNLÜ IS ADAMI ÜZEIR GARIH BÖYLE ÖLDÜRÜLDÜ MEZARLIGA YAKIN BI YERDE BIR TINERCININ SALDIRISIYLA DEGIL MEDYA BU HABERI SENARYOLASTIRDI ASLINI SÖYLEMEDI YAZILARIDA DIZILERDEN ETKILENEREK YAZMADIGIMI BELIRTIRIM...DIZIDEKI GÖRÜNTÜLER BU ISIN GERCEGININ GÖRSEL CANLANDIRILMASI

Son günlerde ülkemiz yabancıların gizli toplanma ve toplantı merkezi olduğunu biliyor musunuz ? Bu gizli ayinler konusu bakın nerden geldi gündemime...

Hatırlarsınız Rahşan Ecevit’in Cumhuriyet değerleri gidiyor diye başlattığı ittifak çalışmalarına bir kesim destek verirken bir kesim bir hayal olarak gördü.

Rahşan hanım şu şıralarda hala kapı kapı dolaşmaya ve ittifak için destek aramaya devam ediyor.

Rahşan hanımın Türkiye parsel parsel satılıyor tezlerine ise medya mensupları komplo ve Rahşan hanımın yaşlılığına verse de bu tespitlerde ilginç gerçekler ortaya çıktığına inanıyorum. Benim söyleyeceğim sözler bilinenlerin aksine haber aralarında gördüğüm bilgiler üzerine olacak.

Bilmem farkında mısınız ? Bu yıl içinde kaç tane başta İstanbul olmak üzere kaç yerde gizli ayin ve toplantılar yapıldı hiç haberiniz oldu mu ? Benimde haberim olmadı ama birtakım kişilerin bu toplantı ve törenleri izleyip belli yerleri uyardığını biliyoruz.

Çünkü bu tür toplantılar bazı basın organlarında manşetlere çıkıyor. Ama gerisi gelmiyor. Sadece amaç ‘biz sizin ne yaptığınızı biliyoruz’ mesajı olarak algılanan haberler.

Ama bu toplantıları yapan zevatı çok fazla etkilemiyor ki bu haberler yine bir takım yerlerde toplantılar yapmaya devam ediyorlar.

Bu toplantıların büyük bir çoğunda mistik yerler diye tabir ettiğimiz bölge ve yerlerde oluyor. Şimdi kimilerine göre uçuk kimilerine göre de komplo olacak bu toplantılarda Dünya politikasını ve bölgeyi kapsayan kararlar alınıyor desem kim inanır acaba. Siz bunlara komplo olarak bakmaya devam edin…

Ve gülün derim Ama bunların komplo değil de gerçek olduğunu söylersem İnanmak veya inanmamak size kalmış 11 eylül kararları İstanbul Yerebatan sarayında bulunan medusa başında yapılan toplantıda alındı.

Yani seytanın önünde.Nasılmı söyle ibranice dualar ederek seytan cagırılır 33.dereceden üstad mason ayinin basını ceker ve ve ayin bittikten sonra seytanla olan görüsmede bitmistir.
Bu resmen sacmalık dienlere duyrulur seytan bir masal kahramanı degil yasayan bir olgudur ve insanlıgın en büyük düsmanıdır.Özellikle müslümanların.kendisine tapanlarla is birligi yapar bu vardır bir takım gizli ilimler vardır o ilimlerde sifre dualar bu duaları okudugunuzda bir takım mistik olgularıda harekete gecirirsiniz.Görüsmekse görüsmek baska seyse baska sey....
Artık izin vermeyelim bir takım insanların bizleri ahmak gibi görmesine insan zihi suanda müsait degil bir takım seylerin vakti zamanı var deyip oyalanıyoruz habire.

Ben herkesin zihinlerinin kaldırbilecegine inanıyorum tabiki 3,5 kisi sacmalayıp ahmakca seyler yapcaktır ama bir toplumun cahil kalamasına göz yummak daha büyük haksızlık olcaktır.

Ve bu toplantıya katılmak için başta ABD olmak üzere dünyadaki güç dengesinde söz sahibi olan sadece birkaç kişi geldi. Bu toplantıda bir takım kararlar alındı.

Kafalarına göre bir Müslüman tipi çizildi. Müslüman eşittir terörist imajı çizildi desem kim inanır… Zahir alanda gördüğümü her olayın bir de mana’da bir yansıması olduğunu unutmayalım

Tabii bunun karşıtı olan ve hilaliler(yani bizim müslüman taraf hilali) diye adlandırılan bir takım mübareklerde başka yerlerde toplantılar yaptıklarını ve o kararlar doğrultusunda çalışmalar yaptıklarını da burada hatırlatmakta fayda var. Yani Dünya sadece birilerine bırakılmış değil ve boş ta değil. Her şey olması gerektiği gibi gidiyor.

Rahşan Ecevit Hanımın Güneydoğu ile ilgili sözlerinizde okumuşsunuzdur. Özetle GAP’ın İsrail tarafından parsel parsel alındığını ve kendilerine göre mübarek saydıkları Urfa’da birtakım çalışmalar yaptıklarını söyleyince bende nedir bu olaylar deyip araştırınca bakın neler buldum. ***
Gecmiste cok enteresan
bir olay yasanmıs
Urfa'da
Museviler Urfa’yı kutsal kentleri arasında sayıyorlar. Özelliklede Hz Musa’nın Kasr el-Banat’ta ve Urfa’ya seksen kilometre uzaklıkta bulunan Tektek Dağlarında peygamberlik dönemlerinde çobanlık yaptığına inanıyorlar.

Bu inanıştan dolayı her yıl eylül ayında dikkat çekmeyen küçük Musevi grup ve hahamları turistik ziyaret adı altında ‘Ros Aşana’ günü için Harrandaki Yakup’un kuyusuna gelip ayin yapıyorlar.


Bu sessiz sedasız yapılan ayin haberlerinden bölgedeki kişilerin haberleri olmuyor. Bölge halkının haberi yok ama demek birileri bunları izliyor.Bu gizliliğin kökeninde ise Musevilerin hafızalarında bölgede olan bir katliamın etkisi var şüphesiz.


1947 yılında aralarında çocuklarında olduğu 7 kişilik Yahudi Sokraya ailesi Urfanın kendirci mahallesinde kimliği belirsiz kişilerce katlediliyor. O günden bu yana da bölgede ayinler gizli yapılmaya başlanıyor.


Urfa Yahudilerinin 1144’ten bu yana 300 bin kişilik nüfuzları bölgeden azalıyor.Önceki yıllar dada İsrail cumhurbaşkanı Ezher Weizmann’da kendilerine göre kutsal saydığı urfayı ziyaret etmek istemiz fakat protestolar üzerine sadece GAP’ı ziyaret etmekle yetinmişti

Bu ziyaretlerin ardından yine geçen aylarda İstanbul fener patrikliğini ziyaret eden iki kişininde ziyaretlerine dikkat çekmek istiyorum. Birinci Ermeni Genel Patriği Karekin II,ile Yunan kilisesi temsilcisi ayrı ayrı gelip ziyaret etmişlerdi.

Bu ziyaretlerde de Fener’den birçok yere uzandığı iddia edilen yer altı yollarında bir takım toplantılar mı yapıldı acaba. Bu konuda hürriyet gazetesi yazarı Murat Bardakçı’nın hürriyet’teki yazısını okumanızı tavsiye erdim.

Fener patriğin in’de sık sık İzmit ve Nevşehir ,Ürgüp yer altı şehirlerinde ne işi var diye de aslında çok merak ediyorum. Eminim Patrik efendi. Bölge turizmi canlansın diye gidip oralarda ayin yapmıyor…


Söz gizli toplantılardan açılmışken gizli örgütler konusundaki kitaplarıyla dikkat çeken emekli deniz binbaşı Erol bilbilik de bu konuda dediklerini makalemize almak isterim.

Bilbilik şunları söylüyor: "Gerek CFR olsun gerek trilateral komisyon olsun gerekse de bilderberg grubu olsun esas itibarıyla gizli örgüttürler. Mesela bütün dünyada ve Amerika’da adresleri, kayıtlı telefon numaraları bellidir.

Yeni bir olay olarak son beş yılda isimlerini açıkça yazmaktadırlar. Bunları, hiçbir şekilde bu örgütlerin gizli örgüt olmadığının kanıtı sayamayız.


Çünkü çok gizli toplantılar yapılıyor. Bu gizli toplantılar son derece gizli yerlerde ve çok büyük korumalar altında yapılıyor ve buralarda konuşulanların dışarıya çıkma olasılığı hemen hemen hiç yok.

Üstelik bunları dışarıya çıkarmayı deneyenler hayatlarından olmuşlardır. Bir ispanyol vardır, 2000 yılındaki bilderberg toplantısından sonra ölümlerden ölüm beğenir duruma getirilmiştir, sokakta götürüyorlardı adamı.

Dolayısıyla bunların hepsi gizlidir ve bunların gizliliği de o örgüt açısından zaruridir. Çünkü dünyanın her yerinde savaşı başlatan örgüt budur. Krizleri çıkaran örgüt budur, devletleri çökerten örgüt, budur, ekonomileri batıran örgüt budur, dünyaya her şeyi yapan örgüt budur. bu, bir komplo teorisi değildir.

derin devlet ve gladio konularında uzman eski kurmay yarbay Talat Turhan da aynı kanaati vurgulamakta: "Bazı kaynaklar anılan örgütlerin açık çalışan legal kuruluşlar olduğunu savunuyorlar.

Bu savın doğru olduğunu kabul edersek yanılmış olacağımızı düşünüyorum. evet, örgütlerin üyelerinin isimleri belli, burada açıklık var. Buna karşın örgütlerin yaptıkları toplantılar ve bu toplantılarda alınan kararlar gizli.

Öylesine ki örgüt üyeleri bile bütün kararlardan haberdar edilmiyorlar. Bu bağlamda gizli örgüt tanımlaması gerçeğe uygun düşer

Gördüğünüz üzere bu toplantılar bir vaka. Ve bu toplantılar nedense büyük basın duymazlıktan hep gelir. Son bir bilgi önümüzdeki dönem İstanbul’da çok fazla dünyaca etkinlik olacağını buradan söyleyelim.

Bunların kimi kültür kimi spor kimide politik ve meslek grubu toplantıları olacak. Ve bu toplantılara dünyaca ünlü kişiler İstanbul’u ziyaret edecek.


Bu toplantılara gelip birde şöyle İstanbul’un mistik yerlerinde toplantı yapacak çok zevat olacak şimdiden ilgilileri uyaralım…..
Read On 1 yorum

Mesajlarınız

OSMAN PAMUKOGLU

OSMAN PAMUKOGLU
KORKAK TAVSANLAR KENDiSiNi KURNAZ SANAN TiLKiLER VE TARLA FARELERi PENCEMiZDEN KURTULAMAYACAKLARDIR.

GiZLi VASiYET DESiFRE OLDU

Eski Günler

___________ ___________ _______NiHAT GENC_______ _____________ ____________ BiZiM CESEDiMiZ SUSAR ANCAK DiYEREK HALKIN GÖNLÜNDE ADETA TAHT KURAN YAZAR NIHAT GENC AKPYE SERT ELESTiRiLERiYLE VE YÜREKLiLiGiYLE SKYTÜRK EKRANLARINDA HALKIN KARSISINDA OLMAYA DEVAM EDiYOR.BURAM BURAM ANADOLUYU YAZDIGI KiTAPLARIYLA VE EKRANDAKi, ESSİZ USLUBU VE ANLATIMIYLA TAM BiR HALK ADAMI BiR BASKA DEGiSLE GÖNÜL ADAMI KALEM VE SÖZ SAVASCISI ______________ ______________ _____________ AH OSMANLIM DÜNYANIN ETRAFINDA Ki GEZEGENLERi GÖSTEREN OSMANLI TASARIMI.

(*_*)

FARABi

FARABi (870-950) Türk-islam düşünürü... İslam disiplini içinde yetişmiş Türk düşünürlerinin en büyüğüdür.Aristoteles mantığına dayanan usçu bir metafizik oluşturmuştur. Amacı, Aristoteles'i, biraz da Plotinos'un yardımıyla, İslam diniyle uzlaştırmaktı... Bununla da yetinmemiş, İslam dinini de bilimle uzlaştırmaya çalışmıştır.nceleri Türkistan'da kadılık yaptı, sonra kendini büsbütün felsefeye verdi. Anadili olan Türkçe kadar Arapça, Farsça, Süryanice ve Yunanca biliyordu. Aynı zamanda hekim ve müzikçiydi. Yüzden çok kitap yazmış; Aristoteles, Platon, Zenon, Plotinos gibi Yunan düşünürlerini yorumlamış, bunların görüşlerine kendi görüşlerini katmıştır.SÖZLERi="Hiç bir şey kendiliğinden yok olmaz, böyle olsaydı, var olmazdı...Erdemlerin en büyüğü ilimdir."İnsan, bazen bir tesadüfle güzel işler yapar. Bazen de bu güzel işleri isteyerek değil, herhangi bir baskı altında yapmış olur. Böyle yapılan işler, mutluluk getirmez. ________________ _______________ _______________ _______________ __________MADDENiN ARDINDAKi SIR _______________ ______________ _______________ ______________ COCACOLA GERCEGi ___________ _______________ ____________ ______________ COCACOLA ICMEYIN ZEHIRDIR.SIYONIZMI MÜSLÜMANLARI ÖLDÜRENLERi BESLEMEYiN.AYRICA RESME TIKLAYIN VE ÜZERINDEKI YAZIYI INCELEYIN __________________ __________________

iBN-i SiNA

FiZiK METAFiZiK kİMYA TIP ASTRONOMi ALiMi.......İbni Sinâ, babası Abdullah, maliyeye ait bir görevle Afşan'dayken orada doğdu. Olağanüstü bir zekâ sahibi olduğu için daha 10 yaşındayken Kur‘an-ı Kerim'i ezberledi. 18 yaşında çağının bütün ilimlerini öğrendi. 57 yaşındayken Hemedan'da öldüğü zaman 150'den fazla eser bıraktı. Eserleri Latince’ye ve Almanca’ya çevrilmiş, tıp, kimya ve felsefe alanında Avrupa’ya ışık vermiştir. Onu Latinler “Avicenna” adıyla anarlar ve eski Yunan bilgi ve felsefesinin aktarıcısı olarak görürler.bni Sinâ, daha çocukluğunda, çevresini hayrete düşüren bir zekâ ve hafıza örneği göstermiştir. Küçük yaşta çağının bütün, ilimlerini öğrenmişti. Gündüz ve gece okumakla vakit geçirir, mum ışığında saatlerce, çoğu zaman sabahlara kadar çalışırdı. Pek az uyurdu. ________________ _______________ _______________ _______________ __________MATRiX FELSEFESi ANLAYISI MADDELERE HÜKMETME BEYiN GÜCÜMÜZ _______________ ______________ _________BEYiNiMiZiN GÜCÜ ___________________ _______________ _____________ ___________________ _________________ ________________ YAZAR:OKTAN KELEŞ _______________ YazdIgI sIradIsI kitaplarIyla acIkladIgI konularla herkesi hayrete düsüren bir okadarda bilgilendiren ve özellikle HZHIZIRLA ilgiliyazdIgI kitabInda kendisinin birebir yasadIgI olaylarI anlatan oktan keles medyadaki carpIklIklarI ve yalan kurgulu haberlerin asIl dogrularInI ve arkasIndaki sIr perdesini aralayarak herkesin gönlünde adeta taht kurdu.BIR MECZUBUN RÜYASI adlI kitabIn da HZ HIZIR ALEHiSSELAM LA ilgili kIsImda hz HIZIR 'ın ALANI HER YER OLAN BiR SAVASTAN SÖZ EDiLDiGiNi SÖYLEYEN KELES GÜNÜMÜZDEKi OLAYLARA BAKINCA BUNUN DOGRULUGUNU GÖRMEMENiN MÜMKÜN OLMADIGINI ANLIYORUZ.YazdIgI bu sIradI desife edici ve herkesi gönülleri zihinleri aydInlatan oktan keles yalanIn kurgulu haberlerin ve halkI aldatIcI bilgilerin üzerİne giden tüm dünyayI asaya YATIRABiLEN ve desifre edebilen KALEMiYLE SAVASAN ÜNiFORMASIZ BiR ALLAH ASKERi.